Puan vermedi·272 syf.·
2026 14. kitabı
17 Haziran, yazarın Türkçeye çevrilen elimdeki son kitabıydı. O yüzden benim için biraz buruk bir okuma oldu. Kalemine iyice alışmışken çevrilmiş başka kitabının kalmamış olması üzdü. Alex Schulman'ın en sevdiğim yönlerinden biri, hikâyelerini büyük olaylarla değil, sessizlikle anlatması oldu. Kitabı bitirdiğinizde aklınızda sürekli hareket eden bir olay örgüsü değil, içinize çöken bir huzursuzluk kalıyor. Okurken de bitirdikten sonra da o his peşinizi kolay kolay bırakmıyor. Yazarın üç kitabında da ortak bir tema var: çocukluk, aile ve geçmişin insan üzerindeki izleri. Hafızanın ne kadar güvenilmez olabileceğini, insanların aynı olayı yıllar sonra bile bambaşka şekillerde hatırlayabileceğini ve çocuklukta açılan yaraların yetişkinliği nasıl etkilediğini çok başarılı anlatıyor. Ama tam burada ben biraz ayrılıyorum. Evet, çocukluğumuz bizi şekillendiriyor. Hepimiz bir şeyler yaşayarak büyüdük. Kimimiz daha ağır, kimimiz daha hafif yüklerle... Fakat ben travmaların hayatımızdaki her şeyi açıklaması gerektiğini düşünmüyorum. Çünkü hepimizin heybesi az ya da çok dolu. Bir noktadan sonra çocukluğumuza değil, aldığımız kararlara bakmamız gerektiğine inanıyorum. Geçmişimizi anlamak önemli ama yetişkin olduğumuzda sorumluluğu da geçmişe bırakmamak gerekiyor. Çocukluğumuz bazı davranışlarımızı açıklayabilir ama her zaman haklı çıkarmaz.
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,575 okunma
Adem ve Havva Günlükleri
10/10
·96 syf.··
2026 52. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 15:53
Mark Twain’in kalemini daha önce de sevmiştim ama bu kitapta ona bir kez daha hayran kaldım. Çünkü o, okurunu kahkahalarla güldürürken bir sonraki satırda hiç fark ettirmeden kalbinin en hassas yerine dokunmayı başarıyor. Mizahı hiçbir zaman gösterişli ya da kaba değil; ince, zarif ve zekice. Tam da bu yüzden okurken sık sık gülümsedim, bazen de aynı gülümsemenin içinde buruk bir hüzün yakaladım. Kitabın en sevdiğim yanı ise Âdem ile Havva’nın dünyaya çocuk saflığıyla bakmalarıydı. Acıyı bilmeyen, ölümü tanımayan, doğruyla yanlışı ayıracak “ahlak duygusuna” henüz sahip olmayan iki insan… Ölümü uzun bir uyku sandıkları bölümler hem yüreğimi burktu hem de tarifsiz bir masumiyet taşıyordu. İnsan, ölümün ne olduğunu bilmeyen birinin onu güzel bir uyku gibi karşılamasına üzülmeden edemiyor. Şeytan karakteri de kitabın en etkileyici taraflarından biriydi. İlk bakışta alışılagelmiş kötücül figürden çok uzak; aksine sorgulayan, açıklayan, kimi zaman alay eden ama çoğu zaman da yol göstermeye çalışan bir bilge gibi duruyor. Havva’ya acıyı, ölümü, ahlakı ve insan olmanın ağırlığını anlatmaya çalışırken aslında okura da sessizce ders veriyor. Onun sözleriyle yalnızca karakterler değil, biz de düşünmeye başlıyoruz. Mark Twain’in en büyük başarısı bence tam burada yatıyor. En ağır felsefi meseleleri bile didaktikleşmeden, mizahın sıcaklığıyla anlatıyor. Okuru yormuyor; aksine eğlendirirken düşündürüyor. Gülümserken bir anda kendinizi hayat, vicdan, ölüm ve insan doğası üzerine düşünürken buluyorsunuz. İşte Twain’in kaleminde en çok sevdiğim şey de bu oldu: İnce ince eğlendirerek dokunan, okurun ruhuna fark ettirmeden yerleşen o zarif anlatım. Âdem ile Havva’nın Günlükleri benim için yalnızca yaratılış hikâyesinin farklı bir yorumu değil; insan olmanın, öğrenmenin, sevmenin,
Âdem ve Havva'nın GünlükleriMark Twain · Türkiye İşbankası Kültür Yayınları · 20247,1bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Şafak vurgunu-2 Yorum
10/10
·592 syf.··
2026 101. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 15:15
SPOİLER OLABİLİR!! Ayy, bittiği için içim buruk, şafak serisini sevdim, baglandım. Sonunu da çok beğendim , haini bekliyodum ama genede sasirdimm, içim buruk ama o boşluk hissi taze, bağlanmayı bundan sevmiyorum. Atilla'ya Oğuz'a ayrı üzüldüm.. Başka günde görüşmek uzere
Şafak Vurgunu 2Şevval Demirdöğer · Pukka Yayınları · 202619 okunma
Kınalı Yapıncak
Puan vermedi·400 syf.··
2026 42. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 10:33
Reşat Nuri’nin okuduğum üçüncü kitabıydı ve yine beni yanıltmadı. Anlatımı akıcıydı.Aşkın sadece sevmekle bitmediğini; gururun, yanlış kararların ve suskunlukların insanın hayatını nasıl değiştirebildiğini çok güzel anlatmış. Bazı yerlerde karakterlere kızdım, bazı yerlerde de onları anlamaya çalıştım. Kitabı bitirdiğimde içimde buruk bir his kaldı. Uzun süre aklımdan çıkmayacak gibi duruyor.Ben çok severek okudum, bence bir şansı hak ediyor.
Dudaktan KalbeReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20188,2bin okunma
Konuşamadığım sadece hissettiğim bir seri.
9/10
·224 syf.··
2026 262. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 05:18
Öncelikle bu seriyle aramda yoğun bir duygusal bağ olduğunu söyleyerek başlamak istiyorum. Bu yüzden yorumumun tamamen objektif olmayabileceğini en baştan belirtmek isterim. Her Yeri Kızıla Boya, benim için soruların tek tek cevaplandığı, duygusal geçirgenliği yüksek ve büyük ölçüde beklediğimi veren bir final kitabı oldu. Anlatım her zamanki gibi akıcıydı. Kitabı neredeyse hiç ara vermeden tek oturuşta bitirdim. Baskı kalitesi de serinin başından sonuna kadar koruduğu yüksek standardı sürdürmüş. Hâlâ seride beni en çok etkileyen kitabın dördüncü kitap olduğunu düşünüyorum. Buna rağmen bu final kitabının hissettirdiği tamamlanmışlık duygusu onu benim için bambaşka bir yere koyuyor. Seri boyunca merak ettiğim birçok sorunun cevap bulması ve hikâyenin kapanış biçimi beni tatmin etti. Elbette eleştirdiğim bir nokta da var. Kitabın son kısmını yer yer fazla zorlanmış hissettim. Ancak bu durum genel okuma deneyimimi gölgeleyecek kadar büyük değildi. Aslında hakkında konuşmak istediğim o kadar fazla detay var ki… Ama hangisini söylesem spoiler olacak. Bu yüzden sadece şunu söyleyebilirim: Benim için keyifle okuduğum ve bitirdiğimde buruk bir şekilde veda ettiğim serilerden biri oldu. Ve böylece bu seriye de veda ettim.
Mindfck 5: Her Yeri Kızıla BoyaS. T. Abby · Artemis Yayınları · 2026222 okunma
Puan vermedi·560 syf.··
2026 101. kitabı
BRONZ VI / Özge Naz Merhabaalar, içim biraz buruk. En favori serin Bronz’un final kitabıyla geldim. Benim gibi bu seriye veda etmek istemeyenler var biliyorum, gelin sarılalım. Burada kitaptan ziyade serinin benim açımdan duygusal bir yorumu olacak arkadaşlar. Serinin en başından beri Hisar Hisar Hisar dediğim için çok mutluyum. Şimdi dönüp bakıyorum da öyle bir karakter gelişimi gördük ki Hisar’da çok uzun yol almışız gibi hissediyorum. Serinin başındaki o hırçın, herkese saldıran ve yalancı His’în aslında sevildiğinde nasıl da uysal, sevgisine sahip çıkan ama hala muzip bir Hisar’a dönüştüğünü gördük. Benim gerçekten bağlandığım bir karakter oldu, yeri çok ayrı kalacak. Bronz mu desem yoksa sen mi bize gerçek adını söylemek istersin Dante. Bronz’un adını öğrendiğimden beri aklımda bu reels çalıp duruyor. Çok kaliteli bir adamdı be Bronz değil mi? Şöyle aşık olunca sevdiği kadın için yakıp yıkan adamlar nerede derseniz tabi ki kurgularda. Aşırı zeki bir adamdı, kitap okuma keyfimi arttıran bir karakterdi. Serinin başından sonuna kadar ondan yana hiç kötü bir düşüncem olmadı. Ay oğlunu evlendiren anne gibi bir anda duygusallaştım yine. Özge Naz’ın kalemini uzun uzadıya açıklamayacağım. Onu ve kalemini çok seviyorum. Ne yazsa okurum dediğim bir yazar. Okuyucusu ile de iletişimini sık tutar. Ben galiba evlatlık alınmak istiyorum Özge Hanım… Yan karakterler diye girmek istemiyorum cümleme. Çünkü her karakter kitapta sanki baş karakter gibi hem detaylı hem de etkileyici işlenmişti. Yaz be kadın dedim yaz da hepsinin serisini okuyalım. Bir karakter var ki ismini verip spoi yedirmeyeceğim size o beni hüngür hüngür AĞLATTI. Ama onlara kavuştuğu için mutlu hissediyorum artık yalnız kalmayacak. Her karakterin hak ettiği gibi bir son yaşadığını düşünüyorum. Sarı Çiyan,
Bronz 6Özge Naz · Guardian Yayınları · 202684 okunma