Kitabın puanı bende beş üzerinden üçtü açıkçası. Ta ki yazarın sonsözünü okuyana kadar. İlk olarak düşündüklerim bu kitabı ne kadar sevsem de diğer türevleri gibi (örn. kütüphanesi, kitabevi, kitap kurdu, kitaplığı vs. gibi kitaplar üzerine şekillenmiş rahat bir şeyi yazıyor olmanın kolaylığından bahsediyorum, belki de ticari kaygısından…) olduğunu üzülerek düşünmek ve diğer bir puanda istediğim şeyleri görememekti. (Bunu yazarsam spoiler olacak diye pas geçiyorum.) Ama sonsözü okuyunca fikrim tamamen değişti ve beş üzerinden dört diyebilirim kolaylıkla. Çünkü yazarın bu kitabı yazarken neyi amaçladığını çok iyi bir şekilde anladım. “Yani ben, okumak istediğim hikayeleri yazmak istiyordum.” Hwang Bo-reum bir mekanda farklı karakterleri gözlerimizin önüne getiriyor ve hayaller, iş, evlilik, ilişkiler, bağlar gibi pek çok konuyu bu karakterler ile sakin bir şekilde düşünmemizi sağlıyor. Ve kitaplarında tam olarak bu noktada ki yardımlarını tekrardan bizlere hatırlatıyor. Eğer kitap okumayı hiç düşünmeyen/ bir şekilde okumayan birinin eline bu kitabı tutuştursalar o kişiye pek çok şey katacağından emin olduğum sımsıcak bir roman. Ne daha azını ne daha fazlasını vaat ediyor. Yalnızca bizi sımsıkı kucaklıyor.