Umberto Eco İtalyan asıllı, çok yönlü bir bilim insanı. Gülün Adı, orijinal adıyla İl Nome Della Rosa ise yazarın yayımlanan ilk romanı. Benim de kendisiyle tanıştığım ilk roman. Yazar tarihle çok ilgili olduğu için Adso'nun el yazmalarını görüyor ve bunun üzerine bir roman yazmaya karar veriyor. Bu kitapla ilgili söyleyebileceğim o kadar çok şey var ki. 14. yüzyılda geçen roman, anlatıcımız Adso'nun kısa bir öndeyişiyle başlıyor. Melk Manastırı'nda kapanıp kaldığı hücresinde bulduğu birkaç parça parşömene hayatını, onu derinden etkileyen olayları yazıyor. Gelecek nesiller de yaşadıklarından onun kadar etkilensin diye. Anne babası başıboş yaşamasını istemedikleri için eski manastırda bir göreve çağrılan Baskervilleli Rahip William'ın yanına veriyorlar onu. Kendisine sürekli 'üstadım' diye sesleniyor Adso. Beraber eski manastırda bir serüvene atılıyorlar. Kitabın sayfalarını çevirdikçe kendinizi gerçekten Ortaçağ'da gibi hissetmeye başlıyorsunuz. Eco rahiplerin, manastırın ruhunu o kadar güzel yansıtıyor ki. Normalde elinize bir tarih kitabı aldığınızda okurken sıkılacağınız şeyleri onun üslubu sayesinde heyecanla okuyorsunuz. Özellikle kitabın sonuna doğru sayfaları üçer beşer çevirmeye başladığımı fark ettim. Bir rahibin kayboluşuyla başlayan bu serüvenin böyle sonlanacağını düşünmemiştim doğrusu. Eğer siz de Eco'nun kitaplarını okumak istiyorsanız Gülün Adı başlamak için en güzel seçenek diyebilirim. 5/5