Buse Saraç

Buse Saraç
@buse_srcc
Diş Hekimi
17 Kasım 1999
97 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
9/10
·736 syf.··
Beğendi
·
2020 35. kitabı
Umberto Eco İtalyan asıllı, çok yönlü bir bilim insanı. Gülün Adı, orijinal adıyla İl Nome Della Rosa ise yazarın yayımlanan ilk romanı. Benim de kendisiyle tanıştığım ilk roman. Yazar tarihle çok ilgili olduğu için Adso'nun el yazmalarını görüyor ve bunun üzerine bir roman yazmaya karar veriyor. Bu kitapla ilgili söyleyebileceğim o kadar çok şey var ki. 14. yüzyılda geçen roman, anlatıcımız Adso'nun kısa bir öndeyişiyle başlıyor. Melk Manastırı'nda kapanıp kaldığı hücresinde bulduğu birkaç parça parşömene hayatını, onu derinden etkileyen olayları yazıyor. Gelecek nesiller de yaşadıklarından onun kadar etkilensin diye. Anne babası başıboş yaşamasını istemedikleri için eski manastırda bir göreve çağrılan Baskervilleli Rahip William'ın yanına veriyorlar onu. Kendisine sürekli 'üstadım' diye sesleniyor Adso. Beraber eski manastırda bir serüvene atılıyorlar. Kitabın sayfalarını çevirdikçe kendinizi gerçekten Ortaçağ'da gibi hissetmeye başlıyorsunuz. Eco rahiplerin, manastırın ruhunu o kadar güzel yansıtıyor ki. Normalde elinize bir tarih kitabı aldığınızda okurken sıkılacağınız şeyleri onun üslubu sayesinde heyecanla okuyorsunuz. Özellikle kitabın sonuna doğru sayfaları üçer beşer çevirmeye başladığımı fark ettim. Bir rahibin kayboluşuyla başlayan bu serüvenin böyle sonlanacağını düşünmemiştim doğrusu. Eğer siz de Eco'nun kitaplarını okumak istiyorsanız Gülün Adı başlamak için en güzel seçenek diyebilirim. 5/5
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Buse Saraç

, bir kitap okudu
9/10
·736 syf.··
Beğendi
·
2020 35. kitabı
Umberto Eco
8.3/10 · 15,9bin okunma
8/10
·126 syf.··
Beğendi
·
2020 34. kitabı
Genç Werther'in Acıları. Kitabın ismi bile çok mu hüzünlü, çok mu depresif,acaba okumasam mı düşüncesi yaratıyor insanda. Goethe bu kitabı üç ay gibi kısa bir sürede yazıyor ve sonrasında kitap bırakın Almanya'yı bütün dünyada bir patlamaya sebep oluyor. Werther'in yaşadıklarını okuyan çoğu genç intihar ediyor,üstünden çıkarmadığı mavi frak,sarı yelek ve çizmeler moda oluyor. Napoleon bile yanında taşıyor kitabı ve birkaç kez okuduğu söyleniyor. Türkiye'de de ilk kez Nurullah Ataç çeviriyor 1930 yılında. Türk edebiyatında da aynı etkiyi yaratıyor Goethe. Bu kitabın diğer kitaplarından daha sansasyonel oluşunu Goethe'nin kendini Werther'in yerine koymasına bağlıyor eleştirmenler. O zamanlar Charlotte adında bir kıza duyduğu karşılıksız aşkı baz alıyor Werther'i yazarken. Werther'in aşkının adı da 'Lotte'. Werther'in Wilhelm adındaki arkadaşına yazdığı mektuplardan oluşuyor eser. Mutluluğu da hüznü de çok ağır yaşıyor Werther. Bir mektubunda Wilhelm'e "Bizim en mutlu olduğumuz anlar,Tanrı'nın bizi sevimli bir deliliğin içine sürüklediği anlardır ve biz de çocuklara aynı biçimde davranmalıyız." derken, diğer mektubunda "Soğuk ve güçsüz bir biçimde karşımda duran birini, ben de mutlulukla dolup taşan yüreğimle mutlu edemem." diyor. Duygu değişimlerini roman boyunca kendinizde de hissediyorsunuz. Bana kalırsa Lotte'ye duyduğu aşk zamanla saflığını yitiriyor ve bir saplantı haline dönüşüyor. Sonrasında neler olduğunu da siz okuduktan sonra konuşalım.5/5 #hergünebirkitap
Genç Werther’in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2019149,9bin okunma
8/10
·348 syf.··
Beğendi
·
2020 33. kitabı
Nikos Kazancakis'ten "Vios ke politia tou Alexi Zorba". Girit'te doğmuş yazar. Yunanistan'a hiç gitmememe rağmen sayfaları çevirdikçe bunu derinden hissettim. Kitabın anlatıcısı aslında yazarın kendisi. Aleksi Zorba isimli bir işçiyle tanıştıktan sonra yaşadıklarını,Zorba'nın onu ne kadar etkilediğini anlatıyor bize. Zorba ona "Patron" diye sesleniyor. Girit'e gidecek vapurun önünde tanışıyorlar ve Zorba Patron'dan kendisini de Girit'e götürmesini rica ediyor. Böyle başlıyor maceraları, böyle tanıyorlar birbirlerini. Kitabı okurken Zorba'nın neredeyse bütün sözlerinin altını çizmek istiyorsunuz. "Dünyayı bugünkü durumuna getiren nedir bilir misin? Yarım işler, yarım konuşmalar, yarım günahlar, yarım iyiliklerdir. Sonuna kadar git be insan, avara et ve korkma! Tanrı, baş şeytandan çok, yarım şeytandan iğrenir!" de o sözlerden biri. Nikos Kazancakis'e Zorba'yı sorduklarında verdiği cevap da gösteriyor bunu :" Hayatımda tanıdığım en rahat ruh, en sağlam vücut, en özgür haykırış onundu." Yaşadıklarını okurken bunu siz de fark edeceksiniz. Zorba'dan sonra Nikos Kazancakis'in hayatı değişiyor ve hatta Heraklion'daki mezar taşına "Hiçbir şey beklemiyorum,hiçbir şeyden korkmuyorum, özgürüm." yazılıyor. Beni en çok etkileyen kısım da kitabın sonuydu sanırım. Sonda yer alan mektuba göre Zorba'nın son sözleri bunlar olmuş: "Hayatımda yaptım, yaptım, yaptım ve yine de az yaptım. Benim gibi insanların bin yıl yaşaması gerekirdi. " 5/5 #hergünebirkitap
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 202420,5bin okunma