Buse Saraç

Buse Saraç
@buse_srcc
Diş Hekimi
17 Kasım 1999
97 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
7/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2020 32. kitabı
The English Patient. Yıllar önce ilk kez Poyraz Karayel'de duymuştum adını. Kitabın yazarı Michael Ondaatje Sri Lanka doğumlu. Daha sonra Kanada'ya göç etmiş ve İngiliz Edebiyatı üzerine birçok çalışma yapmış. Bu kitap da çalışmalarından en başarılı olanı ve en bilineni. Kitap ilk çevrildiğinde İngiliz Casus diye basılmış ancak günümüz çevirilerinde İngiliz Hasta diye geçiyor. Kitapta tek bir ana karakter yok bence. Bu kitap dört ana karakterin öyküsü. Uçağının düşmesi sonucu her tarafı yanıklar içinde olan ve bilinç kaybı yaşayan bir adam.. Kendini bu adamın tedavisine adayan bir hemşire.. Savaş sırasında casusluk yaparken yakalanan bir hırsız.. Ve her an ölümle burun buruna gelen korkusuz bir bomba imha uzmanı Sih asker. Roman boyunca karakterler hakkında yeni bilgiler edinmeye devam ediyorsunuz. Bu kadar farklı hayatları olan insanların yollarının bu şekilde kesişmesi oldukça tuhaf geliyor. Hepsinin kendine özgü sırları var. Edindiğiniz bilgilere kitabın sonuna gelene kadar güvenmemeniz gerekiyor. Aynı kitabımızın İtalyan hırsızı Caravaggio'nun dediği gibi "İyi konuşmacılar insanı baştan çıkarır. Sözcükleriyle köşeye sıkıştırırlar." İşte kitap da bunun gibi üstü kapalı sözlerle dolu. Sarsıntılı aşkları, çaresizliği bu sözcüklerin gizeminde bulacaksınız. Okuduktan sonra kesinlikle filmini de izlemenizi öneririm. 4/5 #hergünebirkitap
İngiliz HastaMichael Ondaatje · Alfa Yayınları · 2018364 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Buse Saraç

, bir kitap okudu
7/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2020 32. kitabı
Michael Ondaatje
7.9/10 · 364 okunma
8/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2020 31. kitabı
Damızlık Kızın Öyküsü. İsmi bile çok korkunç değil mi? Kadınların sadece çocuk doğurmak için yaşadığı bir evren. Margaret Atwood eserlerini çok sevdiğim, neredeyse hepsini okumak istediğim bir yazar benim için. Bu eseri de diğerleri gibi bir distopya. Aslında bu şu an yaşadığımız dünyanın makineleştirilmiş hali. Olfred isimli ana karakterimiz üzerinden yürüyor kitap. Kadınların hiçbir haklarının olmadığı, erkeklerle tek kelime konuşamadığı, istediği gibi giyinemediği, ailesiyle görüşemediği bir dünya düşünün. Çok da yabancı gelmedi değil mi? Bu evrendeki kadınlara kendi isimleriyle bile hitap edilmiyor. Hangi erkeğin ihtiyaçlarını gidermek için kullanılıyorsa onun adıyla sesleniliyor kadına. Olfred'e de herkes Fred'inki diyor. Kitap genel olarak Olfred'in yaşadıklarını anlatıyor. Yavaş yavaş bir şeylerin ters gittiğinin farkına varıyor. Kendi değerini, aklın değerini fark etmeye başlıyor. "Akıl sahip olunacak değerli bir şey; bir zamanlar insanların para biriktirdiği gibi biriktiriyorum onu." diyor Olfred. Okurken cidden kafayı yediğim bölümlerle doluydu kitap. Eğer sizde feminist düşünceler barındıran kitaplar okumayı seviyorsanız kesinlikle Margaret Atwood okumanızı öneririm. Aynı zamanda kitabın The Handmaid's Tale isimli dizisini de izleyebilirsiniz. 5/5 #hergünebirkitap
Damızlık Kızın ÖyküsüMargaret Atwood · Doğan Kitap · 201914,6bin okunma
8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2020 29. kitabı
Oscar Wilde ve çok bilinmeyen kitabı De Profundis. Oscar Wilde, genellikle Dorian Gray'in Portresi kitabıyla bilinen bir yazar. Bu kitabı da bilinmeyi kat kat hak ediyor. De Profundis Latince'de 'derinlerden gelen' demek. Bu kitap yazarı tanımak, düşüncelerini anlamak için bir anahtar değerinde bence. Bugün biraz Wilde'ın hayatından bahsetmek istiyorum. Oscar Wilde çok iyi bir eğitim alıyor gençliğinde. Sanata tutkuyla bağlı. Genellikle tiyatro oyunları yazıyor. 1886'da tanıştığı Robert 'Robbie' Ross onun ilk aşkı, sevgilisi, sırdaşı. Bir de Oxford'da tanıştığı Lord Alfred Douglas var. 'Salome' isimli eseri üzerinde üçü beraber çalışıyorlar. Daha sonra Douglas, Oscar'ın deyimiyle Bosie, onun ilham perisi, şeytani dehası, sevgilisi oluyor. İkisinin aşkı birbirlerine yazdıkları bütün mektuplarda saklı. Bosie'nin babasının, oğluna "Senden iğreniyorum." demesi üzerine araları açılıyor. Babası Wilde'ı sapkınlıkla suçluyor, davayı da kazanıyor. İki yıl hapis cezasına çarptırılıyor Wilde. Ve ilk aşkı dediğimiz Robbie onu hapisteyken asla yalnız bırakmıyor. Mezara kadar denilen ilişkilerden onlarınki. Gerçekten de Robbie öldükten sonra külleri Wilde'ın mezarına gömülüyor. Ünlü "Be yourself. Everyone else is already taken." sözünün de Wilde'a ait olduğu düşünülüyor. Paris'te bir anıt dikiliyor onun için. Yüreğinin peşinden gitti, kendisi olmak için savaştı diye insanlar tarafından bir simge haline getiriliyor. Gelen turistler anıta rujlarıyla öpücük izi bırakıyorlar. Sonra anıtın etrafı camlarla çevriliyor fakat bu insanların ona olan sevgisini bastırmaya yetmiyor. İşte bu kitap da sevgilisinin ihanetinden dolayı kırgın, bir o kadar da aşkla dolu bir kalbin kitabı. Sizler de Wilde'ın hayatını merak
De ProfundisOscar Wilde · Can Yayınları · 20175bin okunma