Fakirlik, sarhoşluk ve sefaleti maddi anlamından çıkararak okunduğunda hayatta alınan kararlara ve ruhun sefaletine dair satırlara dönüşüyor aşağıdaki satırlar. Fakirliği, kalbin fakir kaldığı zamanlar olarak da görebiliriz, hayatın tümünü de düşünebiliriz. Böyle düşünerek okudum ben bunları;
“Sevgili dostum, fakirlik ayıp değildir, doğru. Ama sarhoşluk* da erdem değildir. Fakat sefalet, ayıptır efendim, ayıptır. İnsan fakir de olsa ruhundaki asaleti koruyabilir. Sefalete düşen birini sopayla toplumun dışına atmazlar, daha da alçaltabilmek için süpürürler. Bu, doğrudur da. Çünkü sefalete düşünce, kendimi ilk aşağılayacak olan benimdir.”