Mantığın amaçlarından birisi de, insana zararlı olan heyecanlara engel olmanın yollarını bulmaktır, ama iş heyecan uyandırmak değildir. Nefreti ve çekememezliği en aza indirmenin çaresini bulmak, mantıksal psikolojinin görevlerinden biridir.
Mantıklı olmak manevi bakımdan dengeli olmaktır; mantıklı olan iç çatışmaları ile uğraşandan daha özgür bakışa sahiptir ve enerjisini dış amaçlara yöneltme olasılığı vardır.
Yaratıcı edimdeki, vecd halinden (kendinden geçercesine dalgınlık, kendini kaybedercesine ilahi aşka dalma, aşırı heyecan) bahsedilmiş “Gönülmek,emilmek,kapılıp gitmek”., anda kalış ve yoğun bir farkındalık hali,bilinç artışı. Bilinçaltımızdakilerin, bilinç düzeyine çıkışıyla algımızın değişmesi ve bütün bunların ardından gelen yoğun kaygı. Kaygının gelişi de yaratıcı edimin bir parçası diyor Rollo May. Önceden sahip olduğumuz gerçekliğimizin, yeni bir farkındalık anı ile yıkılması kaygıyı beraberinde getirir. Önceden temellendirmiş olduğumuz bir çok düşünce , inanış, yargılar ve kalıplarımız yeni bakış açısıyla sarsılır. Uzun süredir bağlı kaldığımız düşüncelerin değişmesiyle görüşümüz, algımız değişir, kendimize ördüğümüz güvenli duvar yıkılır.
Yaratıcılıkta “karşılaşma”dan bahsediliyor kitapta. Bu karşılaşma için şöyle diyor; yaratıcı edim sanatçının kendi “dünyası” ile karşılaşmasıdır. Dağı resmeden bir ressam dağı olduğu haliyle değil, kendi gözüne geldiği haliyle resmeder, kendi dünyasının dışa vurumudur resmettiği. Nesneleri olduğu haliyle değil bizim anlamlandırdığımız şekliyle görürüz. “Nesneler bizimle basit bir şekilde konuşmazlar, kendilerini bizim onları bilme yollarımıza uydururlar da. O halde zihin, dünyayı etkin bir şekilde biçimlendirme ve tekrar biçimlendirme sürecidir.
Dünyayı biçimlendiren ve yeniden biçimlendiren sadece bilinçaltı değil, itkileri ve ihtiyaçları ile “bilinç”tir. “ Bu biçimlendirme süreci yaratıcılığın bir parçası. Psikoterapide de kişinin kendini tanımaya değil, kendi dünyasına olan bakış açısını değiştirmeye, yeni algı yaratmaya, dünyalarını yeniden biçimlendirmeye çalıştıklarını söyler. Yaratıcılığı sadece sanatçıya atfetmektense gündelik eylemlerimizde de yaratıcı olabileceğimizden bahseder Rollo May. Sanatçılar için “gündelik,
Dünyayı biçimlendiren ve yeniden biçimlendiren sadece bilinçaltı değil, itkileri ve ihtiyaçları ile “bilinç”tir. Terapideki kişiler kendilerini basit bir biçimde dünyalarını tanımaya, onu bilmeye vermezler. Onunla kurdukları bir iç-ilişkiden hareketle, kendilerini dünyalarını tutkuyla yeniden-biçimlendirmeye verirler. Bu biçim tutkusu yaşamın anlamını bulmaya ve kurmaya uğraşmanın bir yolu: Has yaratıcılık budur işte. Böylece yaratıcılık, ben-dünya ilişkisi içinde anlamı yaratmaya yöneldiğimiz sürece her deneyimimizde içeriliyor.