Marianne gerçek hayatın çok uzakta bir yerde olduğu ve onsuz gerçekleştiği hissine kapılmıştı; yerini öğrenebilecek, bir parçası olabilecek miydi, bilmiyordu.
Belki birine içine dökmeyi, bütün bu hissettiklerini anlatmayı dilerdi. Ama bulutlar gibi şekil, rüzgarlar gibi de yön değiştiren, kendi kendine bile adlandıramadığı bir huzursuzluktan nasıl bahsedecekti ki? Sözcükleri yoktu, olanağı yoktu, cesareti yoktu.