Onların (atalarımızın) birçoğu da, olasıdır ki, bizim duyduğumuz kuşkuları besliyorlardı. Ama üzerlerindeki baskı, bu kuşkularını dile getirmeye cesaret etmelerini engelleyecek kadar güçlüydü.
Stefan Zweig iki günü kapsayan bir konuyu psikolojik yönden öyle detaylandırmış ki, karakterin andaki ve geçmiş ruh halini anlamak mümkün. Memleketindeki savaştan uzakta "özgürce" yaşarken dahi savaşı bir gün bile zihninden uzaklaştıramayan karakter aslında yazarın da yaşamıyla paralel.
Bu şeyle kafamı meşgul etmeyeceğim, artık özgürüm dediğinizde, bu söylediğiniz zihninizin içindekileri gerçekte ne kadar yansıtır? Hiç kimse sizi istemediğiniz şeylere zorlayamaz ise, zorlayan ya kendinizseniz? Kendi kendizi özgür bırakmanın bir yolu var mı? Keyifli okumalar.
Uyan Ferdinand, hisset lütfen, sen özgürsün, tamamen özgür, hiç kimse seni istemediğin şeylere zorlayamaz, hiç kimse sana emredemez; duyuyor musun, sen özgürsün, özgürsün! Bunu sana bin kez söyleyeceğim, on bin kez söyleyeceğim, her saat, her dakika, özgür olduğunu sen de hissedinceye kadar söyleyeceğim.
- Hak! Hukuk! Bugün dünyanın neresinde hak kaldı. İnsanlar onu katletti. Herkesin hakları var, fakat onların, onların gücü var ve bugün güç demek her şey demek.
- Neden onların gücü var? Çünkü bu gücü onlara siz veriyorsunuz. Ve sizler korkak olduğunuz müddetçe onların gücü hep olacaktır.