“Zekamı kullanabileceğim bir şeyler olmazsa yaşayamam. Başka ne için yaşayacağım ki? Pencereden bir bak. Dünya ne kadar da iç karartıcı, umutsuz, amaçsız ve anlamsız. Şu sarı sisin caddeye nasıl indiğine ve toprak renkli binaları nasıl sardığına bir bak. Bundan daha sıradan ve daha somut bir şey gördün mü? Eğer yeteneklerini kullanabileceğin bir alan yoksa onlara sahip olmanın ne anlamı var? Suç sıradan, varoluş sıradan ve bu sıradanlıktan kaçış yok.”
" Öldüğüm zaman benden kalan bu mektup eline ulaşacak, seni herkesten çok sevmesine rağmen hiç tanınmayan, seni hayatının sonuna kadar beklemesine rağmen senden bir çağrı alamayan bu kadından kalan son miras. Belki de bu mektubu aldığında ilk kez çağıracaksın beni yanına, ancak o zaman ölümün pençesinden ilk sadakatsizliğimi edeceğim sana. Tıpkı senin bana hiçbir şey bırakmadığın gibi, ben de sana ne bir resim ne de bir iz bırakıyorum. Hayattayken olduğu gibi öldükten sonra da bilmeyeceksin beni. "