Kitabı okurken içinde kendimi bulmam beni biraz sarstı ve üzdü. İnsanın evine ve ailesine yabancılaşmasından kötü çok az şey var bu hayatta. Tüm seslerin yabancı gelmesi, oturup birkaç kelime bile konuşamamak insanı yiyip bitiriyor. İnsanı odasına bağlayan ve hapseden şey de bu lanet iletişimsizliktir. Benim inancıma göre de, evlilik bir insanın ulaşabileceği en yüksek noktadır. Çocuk bir ayna gibidir, ne verirseniz onu size geri yansıtır. Ona sevgi, ilgi vermezseniz kişi kendini her zaman değersiz, yalnız ve eksik hissedecektir. Bu eksiklik onu tamamıyla sarıp tüm dünyasını da sarsacaktır. Her ilişkisinde bunu arayıp kendini yatıştırmak isteyecektir. Görmek, anlamak, konuşmak ve susmamak lazım. Çok geç olmadan…
Kitaba bayıldım… anlatımı sanki dostumla sohbet ediyormuşum gibiydi. Kitap benim olmadığından dolayı altlarını çizemedim ama benim olsaydı birçok yeri çizilmiş olacaktı. Benzetmeleri, anlatımı, kullandığı kelimeler hepsi çok güzeldi. Kitabı okudukça susuyormuşum gibi bir hissiyat verdi, dokunduğu noktaları da çok beğendim. Okuyan okumayana önersin :)
Her karakterin bakış açısını görmek çok hoşuma gitti, edgar’ın heyecanı merakı ve dost canlısı olması da aynı şekilde. Çocukları çoğu zaman çocuk o bilmez tarzında geçiştiriyoruz ama aslında birçok şeyi çok önceden fark ediyor ve anlıyorlar. Kitapta sinirimi bozan birçok yer oldu, çocuğun ilgiye şaşırması ve sevip daha çok istemesi beni çok üzdü. Dünya hassas kalpler için bir cehennemdir…. Genel olarak keyifli bir kitaptı, ben Stefan Zweig’dan devamm