Büşra

8/10
·128 syf.··
2025 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2025 07:37
Ayfer Tunç, Suzan Defter’de iki farklı anlatıcıyı –Suzan ve Selçuk– aynı hikâye etrafında buluşturuyor. Bir yanda hayatın kıyısında kalmış, içe kapanık, kırılgan bir kadın; diğer yanda duygularını bastırarak yaşamayı seçmiş, yalnız bir adam. İki ayrı defterden okuduğumuz bu hikâye, aynı olayların iki farklı pencereden nasıl bambaşka göründüğünü gösteriyor. Tunç, güçlü gözlem gücü ve yalın diliyle insan ruhunun sessiz yaralarını incelikle işliyor. Kısa ama yoğun bu metin, yalnızlığın, kaçırılmış fırsatların ve söylenmeyenlerin ağırlığını okurun yüreğine sessizce bırakıyor. Kitapta beni en çok etkileyen satırlar ise şunlardı: “Bir kadının gittiği, evden belli olur. Kadın giderken düzeni götürür bir kere. Yaşayan ev sarsılır. Ev dediğiniz şey küçük büyük elementlerden oluşur. Kadın olan evde, erkeğin anlayamayacağı bir denge vardır elementler arasında. Erkek her birine vakıf olduğunu düşünse bile, onların nasıl bir uyumla işlediğini bilemez. Kadın gidince evin dokusu bozulur, susuz kalmış çiçeğe benzer, solar. Küçük şeylerin izi silinir. Eşyanın dili tutulur, ev sağırlaşır."
Alıntı
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,1bin okunma
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
8/10
·80 syf.··
2025 12. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2025 01:48
Byung-Chul Han, Palyatif Toplum’da modern dünyanın en tehlikeli yanılsamasını masaya yatırıyor: Acısız, sürekli konfor içinde ve daima mutlu bir yaşam arzusu. Oysa acı, yalnızca katlanılması gereken bir yük değil; hayatın derinliğini, anlamını ve benzersizliğini açığa çıkaran bir şifre. Acıyı ortadan kaldırma çabası, ölümü de görünmez kılar; fakat geriye kalan, insani bir hayat değil, donmuş bir ‘ölmemişlik’ halidir. Han, çağımız insanının hayatta kalma uğruna, hayatı yaşanır kılan ne varsa hepsini gönüllü olarak feda ettiğini söylüyor. Acısızlığın hüküm sürdüğü dünyada, umursamazlık hâkim olur ve eşsiz olan yok olur. Kısa ama yoğun bu eser, konfor illüzyonuna kapılmış çağımıza güçlü bir uyarı niteliğinde. Okurunu, acıdan kaçmak yerine onun taşıdığı anlamla yüzleşmeye davet ediyor.
1000Kitap
Palyatif ToplumByung-Chul Han · Metis Yayınları · 20244,318 okunma
9/10
·116 syf.··
2022 65. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2022 00:00
Fournier Dul'da, çok sevdiği ömrünün 40 yılını beraber geçirdiği eşi Sylvie'nin ölümünden sonra yaşadıklarını, hissettiklerini, onsuz bir hayatta yaşamaya çalışmasını ama her anında aslında onunla olduğu; alışmak zorunda olduğu yeni yaşamından kesitler aktarıyor bize. Birini her şeyiyle sevmenin inceliklerini, onun ardından kalan her şeyde onu aramayı, sevmeyi anlatıyor. Bunu yaparken çok süslü cümleler kurmuyor. Olabildiğince duru bir anlatımla aktarıyor yaşadıklarını. Sadeliğin içinde derin anlamlarla hissettiriyor özlemini. "...Çık artık saklandığın yerden. Artık oynamak istemiyorum. Çık neredeysen sen, kazandın. Çık ne olur, kaybettim, her şeyi kaybettim." diyor Fournier. Aşkına olan özlemini kurduğu naif ve bir o kadar da kırılgan cümlelerle aktarıyor okuyucuya. Onsuz bir hayatta yaşamaya çalışmak çok zor olmuş kendisi için, hep eşinden önce ölmek istediğinden bahsediyor yazar anlatısında. Onu kaybettikten sonra birçok şey eksik kalmış yaşamında. Kalan hayatı için şu cümleyi kuruyor Fournier, bu da zaten her şeyi açıklamaya yetiyor: "İyiyim desem inanmayın; kötüyüm desem, o da doğru değil. Yuvarlanıp gidiyorum işte."... Dul, Jean- Louis Fournier'in okuduğum ilk kitabıydı ve dilini çok sevdim. Yer yer hüzünlü ve kimi zamanda gülümseten bir eserdi. Diğer eserlerini de büyük bir keyifle okuyacağıma eminim...
Jean-Louis Fournier
Jean-Louis Fournier
Dul
Dul
Edebiyat
DulJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20256,6bin okunma