Ayfer Tunç, Suzan Defter’de iki farklı anlatıcıyı –Suzan ve Selçuk– aynı hikâye etrafında buluşturuyor. Bir yanda hayatın kıyısında kalmış, içe kapanık, kırılgan bir kadın; diğer yanda duygularını bastırarak yaşamayı seçmiş, yalnız bir adam. İki ayrı defterden okuduğumuz bu hikâye, aynı olayların iki farklı pencereden nasıl bambaşka göründüğünü gösteriyor.
Tunç, güçlü gözlem gücü ve yalın diliyle insan ruhunun sessiz yaralarını incelikle işliyor. Kısa ama yoğun bu metin, yalnızlığın, kaçırılmış fırsatların ve söylenmeyenlerin ağırlığını okurun yüreğine sessizce bırakıyor.
Kitapta beni en çok etkileyen satırlar ise şunlardı:
“Bir kadının gittiği, evden belli olur. Kadın giderken düzeni götürür bir kere. Yaşayan ev sarsılır. Ev dediğiniz şey küçük büyük elementlerden oluşur. Kadın olan evde, erkeğin anlayamayacağı bir denge vardır elementler arasında. Erkek her birine vakıf olduğunu düşünse bile, onların nasıl bir uyumla işlediğini bilemez. Kadın gidince evin dokusu bozulur, susuz kalmış çiçeğe benzer, solar. Küçük şeylerin izi silinir. Eşyanın dili tutulur, ev sağırlaşır."
Byung-Chul Han, Palyatif Toplum’da modern dünyanın en tehlikeli yanılsamasını masaya yatırıyor: Acısız, sürekli konfor içinde ve daima mutlu bir yaşam arzusu. Oysa acı, yalnızca katlanılması gereken bir yük değil; hayatın derinliğini, anlamını ve benzersizliğini açığa çıkaran bir şifre. Acıyı ortadan kaldırma çabası, ölümü de görünmez kılar; fakat geriye kalan, insani bir hayat değil, donmuş bir ‘ölmemişlik’ halidir.
Han, çağımız insanının hayatta kalma uğruna, hayatı yaşanır kılan ne varsa hepsini gönüllü olarak feda ettiğini söylüyor. Acısızlığın hüküm sürdüğü dünyada, umursamazlık hâkim olur ve eşsiz olan yok olur.
Kısa ama yoğun bu eser, konfor illüzyonuna kapılmış çağımıza güçlü bir uyarı niteliğinde. Okurunu, acıdan kaçmak yerine onun taşıdığı anlamla yüzleşmeye davet ediyor.
Ben özgürlüğümü elde etmeden mutlu olamayacaksam, dünya da bana bunu vermemekte direnmekteyse mutlu olamayacağım demektir… İnsan mutsuzluğunu birileriyle paylaşarak dayanabilir bu dünyaya belki de…