İnsan nedir sorusu, sadece biyolojik ya da psikolojik bir sorgu değil; aynı zamanda etik, sosyolojik ve varoluşsal bir tartışmadır. Twain, bu tartışmayı ironik bir dille yürütür. Ancak eserin gücü, okuyucunun kendi vicdanına ayna tutmasında saklıdır.
Mark Twain’in bu eseri, ahlaki idealizmi sorgulayan, zaman zaman kışkırtıcı bir metindir. İnsan doğasına dair karamsar bir görüş sunar; fakat aynı zamanda okuyucuyu düşünmeye zorlar. Twain, insanı ahlaki bir kahraman olarak değil, duygusal, hesap yapan, çıkarcı bir varlık olarak betimler. Ancak bu çıkarcılık, her zaman kötü bir niyetle değil; doğamız gereği böyle olduğu için ortaya çıkar.
Twain’in “insan bencildir” tezi, Nietzsche’nin “insan değer yaratandır” düşüncesiyle veya Kant’ın “ahlak yasası içimizdedir” fikriyle karşılaştırıldığında oldukça farklı bir çizgidedir. Bu açıdan kitap, hem bireysel etik hem de felsefi antropoloji açısından okunmaya değer.