Büşra erdem

“Benim de önümde şafaklar var ama hiçbiri renkli değil.” “Beynin doğum sancısı ha? Müthiş bir metafor!” “O günlerde seni görebildiğimi düşünerek dünyevi ideallerimi ortaya döktüm, ama sana iyi bakamamışım.lütfen gözlerimin ne kadar bozuk olduğunu unutma!” “Eğer kimse sizi dinlemiyorsa bağırmak en doğal şeydir.” “İhtiyaç için çocuk dünyaya getirmek yanlış bir şey, yalnızlığını hafifletmek için çocuğu kullanmak yanlış, insanın kendisine benzer bir kopya çıkarmayı kendine amaç edinmesi yanlış. Tohumlarını geleceğe doğru kusarak ölümsüzlüğü araması da yanlış, sanki spermler bilincini taşırmış gibi!” “Uçmaya uçmakla başlayamazsınız.”
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Barajlar gibidir aşk, bunu biliyorum: bir zerre suyun sızabileceği bir çatlak bırakırsanız, bu su duvarları yavaş yavaş kemirir ve öyle bir an gelir ki, akıntının gücünü artık kimse denetleyemez. Duvarlar yıkılacak olursa, aşk efendi olarak her şeye el koyar; neyi yapabilirim,neyi yapamam,sevdiğim kişiyi yanımda tutabilir miyim,tutamaz mıyım gibi sorular artık boşunadır… aşık olmak denetimi elinden kaçırmak demektir.”
Alıntı
“ Kerem sazıyla sözüyle kendine ferahlık, insanlığa ihlas getirdi. Cüce insanlara kılavuzluk ederek onlara korkunç gönül uçurumları, Yüce gönül cennetleri seyrettirdi : "işte bakın, hayatın iç yüzü budur" dedi. Onlara bir büyüklük ve üstünlük çeşnisi tattırdı. Sonra onları dehşet bürümeye başladığını anlayınca koca kerem kendini bir yol daha feda etti ; eli sazının tellerinde tatlı nameler uyandırdı. "korkmayın" dedi. "korkmayın.. Hepsi bir masaldı, bir efsane, hoş rivayet.." Gazelleri, türküleri, çeşit çeşit havalarıyla insanları avuttu. İnandılar ; sahi bu efsaneymiş dediler. Kendilerini rüya görmüş sandılar. Yağışlı esişli kara kış sabahlarında gündelik işlerinin öldürücü dolabına koşulmaya giderken kendilerinde taze güç duydular. Asker kışlasında kalk borusunu o kadar yadırgamadı. Ev kadınları daha hafif bir elle süpürgeye, tencereye davrandılar. Esnaf, tezgahının başına güler yüzle geçti. Batarya tazelendi, hayat yeni bir hızla dönebilir. Fakat bunun böyle olması için kerem in kül oluncaya kadar yanması ve sonra da "destandı, efsaneydi..." diye kendi kendini inkar etmesi lazım gelmişti. “
Alıntı
“Ey yaradan! Benim topraktan gelme cismime, üflenen bir kandil gibi her an sönmeye namzet zihnime bu sonsuz açılışı, ebediyete doğru çağlayışı, bu dinmek bilmeyen yanıp yakılışı niçin verdin tanrım? Ölsem.... Ölemiyorum da.” “ahdinden yüz döndürürse ah etmekten gayri elimizden ne gelir? Ben onun muhabbetini ciğerimin kanına dokudum, cismine el koyamazsam ne zarar? Bu can tende oldukça... “
Alıntı
“-ben o evi biliyorum,dedi. Üç oda bir mutfaklı değil mi? -nerden biliyorsun? -içinde oturanları tanıyorum. Erkek en yakın lisede ingilizce öğretmeni. Karısı, onunla evlensin diye okulunu yarıda bıraktı. Sevişerek evlendiler. İki çocukları var: biri kız, biri oğlan. Erkek akşamları eve elinde paketler, kese kağıtlarıyla döner. yemek yerler. Çoğu geceler adam ya öğrencilerin yazılı ödevlerini düzeltir, ya da gazete okur. Arada "bu yıl kömür kıtlığı olucakmış!" diye mırıldanır. Kadının kucağında hep yamanacak bir şeyler bulunur. Kocasına bakar. "Ugrunda fakülteyi bıraktığım bu rahatına düşkün adam mıydı?" diye düşünür.sonra dalar. Bir gün okula giderken otobüste bir genç gözünün içine içine bakmıştı. "Neden kaşlarımı çattım ona, diye hayıflanır, onunla belki başka türlü olurdu." ya birlikte uyudukları yatak... Erkek karısının değiştiğini, okula yeni verilen tarih hocasını düşünür. Kadın otobüsteki gençledir...”