Yaşamın yazıyla, yalnızlığın ölümle iç içe geçtiği bir dünyada Murat Gülsoy bu yakınlığı bilim ve fantastik kurguyla bize çok güzel anlatıyor.
Rutin akan hayatından bir anda çıkmak zorunda kalan Mirat, bir anda kendini kocaman bir yalnızlığın içinde bulur. Yolda yürürken eline tutuşturulan bir broşürüm peşinden gidip JANUS firmasıyla tanışıyor. JANUS tarafından zihnine ölü birinin zihni de yerleştiriliyor ve tüm olay burda başlıyor.
Bilim kurgu ve fantastik ögeler içermesine rağmen romanın gerçekçi bir duruşu olduğu da kesin. Kadın-erkek ilişkileri, sosyal hayat, ölüm ve yaşam gibi konular da önemli bir yer tutuyor romanda.
Kurgusu oldukça değişik olan romanda açıkçası daha farklı bir son beklemiştim. Sonu beni çok tatmin etmese de yine de acayip akıcı, heyecan veren,bir çırpıda okunacak roman.