Mesleklere Dair
İşte Papalagiye en büyük tehlike de buradan geliyor.Bir sefer gidip gölden su çekmek keyiflidir hatta belki günde birkaç sefer bile.Ama güneşin doğuşundan batışa kadar her gün tüm saatler boyunca gücünün sonuna kadar tekrar tekrar su çekmek zorunda kalan biri sonunda sinirinden isyan edip elindeki kovayı,bedenini saran zincirleri savurur.Çünkü sürekli aynı şeyi yapmak kadar hiçbir şey zor gelmez insana.
Bir köyden atla geçsem çok daha hızlı giderim ama yürürken çevrede olup biten her şeyi görürüm.Dostlarım kulübelerinden seslenirler bana.Bir hedefe hızlı varmak nadiren gerçek bir kazanç sayılır ama Papalagi her zaman bir an önce varmak ister hedefine.Makinelerinin hemen hepsi onu hedefe daha hızlı götürmeye yarar ama bir kez hedefe vardı mı yeni hedefler çağırır onu bu kez.Böylece papalagi yaşamı boyunca durup dinlenmeksizin koşturur durur.
Doğru düşünseydi,elimizle sıkı sıkıya tutamadığımız hiçbir şeyin bizim olmadığını bilmesi gerekirdi.Aslında hiçbir şeyi sıkı sıkıya tutamadığımızı da.Sonra tanrının bu büyük evini herkes içinde kendine bir yer bulsun ve mutlu bir yaşam sürsün diye verdiğini de görebilirdi, bu evin yeterince büyük olduğunu herkesin payına bir lekecik de olsa güneş ışığı, bir tutam mutluluk düşeceğini.Herkes için hiç yoksa küçük bir palmiye gövdesi ve tabii ayaklarını basabileceği bir yer olduğunu görebilirdi.Tanrının istediği ve belirlediği şekilde.Tanrı nasıl olurda çocuklarından birini unutur?Ama
yine de bir çokları tanrının onlara bahsettiği topraktan küçük bir parça edinmek için didinip durur.

Çokları utanmazca Tanrıyı soyup soğana çevirmişlerdir.Tanrı büyük evinde en yüce egemen olmadığından,Tanrılığının keyfini bile süremez.Papalagi her şey "benim" diyerek tanımazsan geliyor onu.