“Aynı güzergâhta gitmek, aynı yolu gitmek demek değildir. Yol;üzerinde gittiğimiz asfalttan, sağımızdaki solumuzdaki tabelalardan, etrafımızdaki manzaradan, evlerden, ağaçlardan mı ibarettir? Yolun manası, taşta toprakta değil, insanda görünür. Her gün değişik insanlarla karşılaşıyorum, hiçbir gün aynı yolu gitmiyorum. Aynı insanların bindiği de oluyor, suretlerini tanıyorum ama onlar da her gün başka bir haletiruhiyede olduklarından,aslında aynı insan değiller.”
Sana şunu derim,küçük adam: İçindeki en iyi şey için duyuyu yitirdin. Boğdun onu,ve onu kimde görsen , katlediyorsun, çocuklarında, karında, kocanda, ananda ve babanda. Sen küçüksün ve de küçük kalmak istiyorsun, küçük adam.
Şu hakikati kendi hayatımı bana öğretti: insanoğlu insanoğlunun cehennemidir. Bizi öldürecek belki yüzlerce hastalık, yüzlerce vaziyet vardır. Fakat başkasının yerini hiçbir alamaz. 
En iyisi düşünmemekti.
Kaçmaktı. Kendi içime kaçmak. Fakat bir içim var mıydı? Hatta ben var mıydım? Ben dediğim şey, bir yığın ihtiyaç, azap ve korku idi.
Korku…Korku ve insan, korku ve insan talihi, insanın insana hücumu,o hiç yere düşmanlık.Fakat neyi aldatabilirdim,kime anlatabilirdim? İnsan neyi anlatabilir? İnsan insana, insanlara hangi derdini anlatabilir? Yıldızlar birbirleriyle konuşabilir, insan insanla konuşamaz.