İnceleme yazısını yazarken bile kitabın sayfalarının tek tek gözümün önünden geçtiğini anımsayabiliyorum ve ne yazarsam yazayım birçok ayrıntıyı atlayacağımı da ekliyorum ve okuyacaklara sadece şunu söylemek istiyorum: Sadece alın ve okuyun.
Minyatür sanatı hakkında tez yazmaya karar vermem ile danışman hocamın bu işe girişmeden önce alıp bu kitabı mutlaka okumamı tavsiye ettiği için kendisine teşekkür ederim .
Gelelim kitaba ilk kitaba göz gezdirdiğimde Ben veya Benim ile başlayan başlıklar gördüm açıkçası 60 sayfaya kadar asla bir şey anlamamıştım. Sanırsam düz metin okumaya alışmış bilinçaltım biraz zorlandı. Daha sonra incelemeleri okumaya karar verdim ve böylece kitapta bulunan her karakterin sesini duyacağımızı anlamış oldum. Karakterlerin sesini duymakla yetinmeyip bir de o yüzyıldaki Nakkaşhane içerisinde bildiğiniz gezindim ve Kara, Zarif Efendi, Zeytin, Leylek, Kelebek, Şeküre , Enişte, Hasan, Üstat Osman ve Ester ile birebir tanıştım ve birlikte hem Acem minyatürlerine hem de Frenk usullerini doyasıya seyrettik.
Minyatür sanatı ile ilgili tez yazdığım için üslup ve imza konusundaki tartışmaları kitapta okuduktan sonra Levni ve Matrakçı Nasuh'un minyatürlerine daha dikkatli bakıp, Orhan Pamuk'un yaptığı gibi o dönemin gözlüğünü takarak incelemeye başladım.
Kitaba tekrardan geri dönecek olursak , olay aslında bir kişinin öldürülmesi ile başlıyor ama ne bir kişi... Olay çözümlenene kadar kitap içerisinde o dönemdeki resim sanatı algısını, nakış sanatının bazı dönemlerde ne için ve neden yapıldığını ve bu sanat uğruna Allah'a daha yakın olmak hatta Allah'ın sana hediyesi olarak körlüğü verdiği ya da kendi kendine kör ettiğini, bazen Kara karakterinin birilerine ders vermek amacıyla eski dönemde gerçekleşen olayları öğüt niteliğinde kullandığını, aşkı , çocuk