Modern milliyetçilik gerçekten de eşine az rastlanır derecede eli kanlı bir dindir. Bu yüzyılın ilk yarısında milliyetçi savaşalrda katledilen insanaların sayısı, Ortaçağda dörtyüz yıllık Haçlı seferlerinde ölen insan sayısından çok daha fazladır. Esas sebebi zamanımızın milliyetçi savaşının topyekin olmasıdır; bu savaş, sınıf savaşı değil kitlelerin savaşıdır. Asya'nın, Afrika'nın kitleleri okur-yazar hale gelip hakkıyla telkine tabi tutuldukça ve tüm dünya dile dayal ımilli devletlere bölündükçe, daha nice sayısız savaş patlak verebilir ve daha nice soykırımlarda insanlar kurban edilebilir.
Çağımız milliyetçiliğinin sayıları giderek artan hasetçi ve kavgacı mezhepleri vardır. Ayrıca,o, bir bütün olarak, dünya dini olmaya en yakın ve en yeni adaydır. Kültü artık evrenseldir; Avrupa ve Amerika'nın düdük ve trampetlerinin yanında, Afrika'nın tam-tamları da eşlik etmektedir ona.
Günümüzde, fertler artık milli devlet içinde doğmakta, doğumun laik tescili, geçirilmesi, milli vaftiz ayinini teşkil etmektedir. Sonrasında devlet onu tüm hayatı boyunca tecessüsle takip eder, ona milli ilmihal dersleri verir, muttaki bir okul eğitiminden geçirir ve milli kudsiyetin güzelliklerini öğretir, (ne kadar yüce veya aşağı olursa olsun) devlete kulluk hayatına uygun hale getirir, yalnızca doğumunu değil, evliliğini, çocuklarının doğumunu ve ölümünü de resmi kayıt altına alarak, onun hayati krizlerini yad eder.
Modern milliyetçilik evvela geleneksel olarak hrısityan olan halkların arasında ortaya çıktı ve bir din olarak mahiyeti gerği tarihi Hıristiyanlığın pek çok adet ve örfünü alarak kendi amaçlarına uydurdu. Tıpkı evrensel Kilise'ye olduğu gibi milli Devlete de necata erdirme misyonu ve ölümsüzlük atfedilmektedir. Millet baki kabul edilmekte, sadık evlatlarının ölümü olsa olsa onun ölümsüz ihtişamını arttırmaktadır.
Türklerin çoğu müslüman kalmaya devam etti; ama İslamiyet artık kamuya değil ferde ait bir mesele haline geldi. İslamiyet'ten esirgenen ilgi ne Hıristiyanlığa ne de tabiat üstü başka bir dine yöneltildi. Milliyetçilik resmi Türk dini oldu. Aynı zamanda, ordu savaş düzeninde tutuldu; milli okul eğitimi ve propagandasına ağırlık verildi. Türk kitleler okuma yazma öğrendikçe, ders kitaplarından ve radyolardan, yüksek medeniyet kurmuş kadim Hititlerden (hoş bir efsane olarak) gelmiş ve çağlar boyu bir misyon üstlenmiş üstün bir ırka mensup olduklarını, şimdi büyük bir ırk ve büyük bir millet olarak bir krz daha üzerlerine düşeni yaptıklarını öğrendiler.