...meşhur bir jeoloji profesörü var biliyorsunuz. Her konuyu her açıklama ya da sözü depremle ilgili bir şeyi bile bir şekilde mutlaka dine getiriyor veya bir yaratıcının olmadığı iddiası ile tamamlıyor. Evreni ve yaşamı evrimle açıklamaya çalışıyor, evrimi bilimsel ispatlanmış bir gerçeklik olarak sunmaya çalışıyor.
Dolayısıyla bu kişinin söylediği her şey halk tarafindan bilimsel olarak algılanıyor.
Depremzede olarak okumakla hata ettiğim bir kitap. Olumsuz havası içime işledi doğrusu. Şule hanımı bir kere de kendime geldikten sonra okuyacağım. Şimdilik yazarın bu eserindeki varoluşsal sancıların derinliğinde kayboldum, sürekli ölümden bahsettiğinden, ruh halim olumsuz etkilendi. Umarım bu karanlık günlerden sonra tekrar okuyup sağlıklı bir inceleme yaparım.
Bilim önermeler ve onların terimleriyle uğraşır; terimler de tekil nesneleri belirtirler. Anlıyorsun, değil mi, Adso, önermemin doğruluğuna inanmalıyım; çünkü onu deneyle öğrendim; ama ona inanmak için evrensel yasalar olduğunu varsaymalıyım. Ama onlardan söz edemiyorum; çünkü evrensel yasaların ve kurulu bir düzenin var olduğu kavramının kendisi, Tanrı’nın bunların tutsağı olduğunu sezdirir; oysa Tanrı öylesine saltık bir biçimde özgür bir şeydir ki, eğer isterse isteminin tek bir edimiyle dünyayı değiştirebilir.
Bence Tanrı yasaları da tarih içinde insanların kendi ürettikleri yasalardır. Yani doğa üstü bir yasa söz konusu değil. Haliyle en güncel ve bizi gerçeğe en çok ulastirdigini düşündüğümüz, yanlislanabilir özellikteki yasaları oncelemeliyiz diye düşünüyorum.