Busvaguler

Busvaguler
@busragul34
Hasan Güler this being human is a guest house.
Puan vermedi·296 syf.··
2024 1. kitabı
HEKATON’LA SON TANGO Mustafa MERTER Hepimizin bildiği üzere son yüzyılda giderek artan bir cinsiyet meselesi her yanımızı sarmış bulunuyor. Kadın-erkek eşitliği söylemi üzerinden pembe bir masal olarak başlayan bu akım, amacından saparak toplumu cinsiyetsizleştirmeye doğru ilerliyor. Mustafa Merter ise eserinde bu tehlikeye dikkatleri çekiyor. Kitabının bölümlerinde bu cinsiyetsiz toplum fikrinin hangi mecralar üzerinden bizlere “normal gösterilmeye” çalışıldığını ele alıyor. Öncelikle, insanlığın kadim terbiye sistemlerinin bir bir çökertildiği, “gününü gün et”, “elinden geldiğince çok şeyi deneyimle”, “her şeyin ölçüsü sensin” gibi sloganlarla birey merkezli öznel ahlaki sistemlerin üretildiğini, dolayısıyla insanlığın yüzyıllardır itibar ettiği geleneklerin, ahlaki sistemin köklerine ilk dinamitlerin koyulduğu anlatılıyor. Burada yazarın haklı sitemlerinin olduğunu söyleyebiliriz. Zira, post-modern felsefi akımların insanlığa öğütlediği şeylerin başında “özgürlük” söylemi yer alıyor. İnsanlara hayatlarına dair istedikleri her seçimi yapabilecekleri, hatta dilerlerse cinsiyetlerini dahi değiştirebilecekleri söyleniyor. Yazar, yeni bireysel ahlaki sistemlerle birlikte, kadının da toplum içerisindeki konumunun bulanıklaştırıldığını söyler. Kadınların, feminizm gibi içi tamamen boşaltılmış, eşitlik ve özgürlük adı altında kadınları maskülen hale getirme gibi bir projeye gözü kapalı destek verdiklerini söyler. Feminizm, içinde çok ciddi tehlikeler barındıran, uzaktan herkese dahiyane görünen bir Truva atıdır. Bu tehlikelerin başında ise LGBTI+ (bu artının nereye kadar uzayacağı meçhuldür.) gelmektedir. Yazar, bu gruba mensup birçok danışan ile terapi yapmıştır ve bu insanlara dair birçok araştırması da vardır. Ulaştığı sonuçları bizlerle paylaşan Merter, özellikle trans
Hekaton'la Son TangoMustafa Merter · Ketebe Yayınları · 20251,228 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Dönüşen İnsan
Puan vermedi·248 syf.··
2023 7. kitabı
(Tek nefeste yazıldığı için 0 iddialı bir yazıdır) İnsanların git gide teknoloji ile bütünleştiği bir dönemde yaşıyoruz. Haliyle, günün sıradan parçası haline gelen teknolojik aletleri artık hiçbirimiz hayretle karşılamıyoruz. Doğrusu sorgulamıyoruz bile. Örneğin benim için Bluetooth üzerinden resim gönderilmesi sihir gibi bir şeydi. Merak ederdim. Dostum şimdi 5G teknolojisini peynir ekmek gibi tüketiyoruz . Bu şekilde değişen ve bir uzvumuz haline gelen teknolojik aletlerin yokluğunu düşünemiyoruz bile. Bilgisayar bilimlerindeki ilerlemelerden tutun, biyoloji, genetik mühendisliği, fizik, diğer mühendislik dalları vs. gibi branşlardaki ilerlemeler bizleri gelecekte trans-human ile karşı karşıya bırakabilir. Günümüzde var olan teknolojiyi ve bilimi nasıl yadırgamıyorsak, gelecekte de cyborg görmek bizim için o kadar normal olabilir. Bu teknolojik ilerlemelerin önce faydalarından bahsedecek ardından yazının ana temasını oluşturan sakıncalarına geçeceğiz. İnsanı ve dünyayı ciddi anlamda dönüştürme potansiyeline sahip olan bilimsel ve teknolojik ilerlemelerin daima insanı ileriye taşıyacağını düşünen felsefi akıma transhümanizm denir. İnsanın bu dünyada cenneti yaratması gerektiği düşüncesinden hareketle, insanın insan olmaktan ötürü sahip olduğu aksaklıklar giderilmeye çalışılır. Bunu yaparken de bilimsel ve teknolojik gelişmelerden yararlanılır. Bu gelişmelerin insan ve evren için daima iyi olduğu savunulur. Örneğin, tıptaki ilerlemeler olmasaydı hala birçok basit hastalıkla mücadele ediyor olacaktık veya otonom araçların geliştirilmesinin kötü olan pek bir yanı yoktur, aksine otonom araçlarla birlikte insan sürücüden kaynaklı trafik kazalarının minimum düzeye inmesi beklenir. İletişim ve ulaşım teknolojilerinin dünyayı minik bir köye çevirdiğini hepimiz biliriz. Bu
Transhümanizm - İnsansız DünyaAhmet Dağ · Ketebe Yayınları · 2020178 okunma
8/10
·490 syf.··
2022 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2022 15:33
Orhan Pamuk, yazdığı eserlerde genel anlamda, ana karakterin içsel bunalım ve duygularını, doğu-batı çatışması üzerinden ele alıyor. Ülkemiz başta olmak üzere birçok toplumda görülmesi mümkün olan geleneksel-modern çatışmasını Pamuk, eserlerinde başarılı bir şekilde işliyor. Özellikle edebiyatın içerisine sosyolojiyi mezcedip, bunu akıcı üslubu ile birleştirmesi Pamuk’un eserlerini çekici kılıyor. “Kafamda bir tuhaflık” adlı eserinde de Pamuk’un eserleri hakkında yukarıda sayılan bütün nitelikleri görmek mümkündür. Öncelikle kitabın 1969-2012 yılları arasında İstanbul’un değişiminin, Mevlut adlı karakterin gözüyle aktarıldığını söylemek ile başlayalım. Kitabın ana karakteri Mevlut, Konya’nın Beyşehir ilçesine bağlı bir köyden babası ile İstanbul’a gelip, hem okul okuyor hem de sokak satıcılığı yapıp yoğurt ve boza satıyor. İstanbul’a ilk geldiklerinde bir gecekonduya yerleşen Mevlut ve babası, zaman içerisinde daha iyi bir yaşamın hayalini kuruyorlar. Fakat onlar bu hayallerle yaşarken, sokak satıcılığının git gide daha az talep gördüğü bir toplum oluşuyor. Binalar daha yüksek oluyor, sokak satıcılarının sesinin içeri dahi ulaşmadığı pencereler yapılıyor, her eve bir televizyon giriyor ve insanlar artık alışverişlerini “el değmeden” üretilmiş daha “hijyenik” ürünler satan marketlerden yapıyor. Dolayısıyla, sokak satıcılığının bir geleceği olmadığını bildiği halde Mevlut’un, babasının ölümünden sonra dahi, bu işi azimle yapmaya devam ettiğini görmek okur olarak bizleri hüzünlendiriyor. Başkarakterimiz Mevlut’un, azimli, iyi niyetli, dürüst ve saf bir Anadolu çocuğu olduğu fikrini kitap boyunca yitirmiyoruz. Ana karakter hakkında bu kadar konuştuktan sonra biraz da kitabın sosyolojik yönüne değinelim. Mekan olarak İstanbul’u işleyen yazar, bütün semtlerin, insanların,
Edebiyat
Kafamda Bir TuhaflıkOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202416,3bin okunma
Puan vermedi·375 syf.··
2020 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2020 00:35
"Bestseller" kitapları okurken hep tereddüt etmişimdir. Burada da öyle oldu. Fakat yine de "Bin Muhteşem Güneş" den sonra bunu da okuyayım dedim. Başlamadan önce burada bu kitaba yazılmış bir-iki incelemeyi okudum. Kitaba yönelik eleştiriler içeriyordu. Ben de bu konuya değineceğim... "Amerikan rüyası" tabirini duymuşsunuzdur. Öyle bir şeydir ki, bütün dünya Amerika'ya gıpta ederek bakar, liberal, özgürlükler ülkesi. Mülteciler için yeniden başlangıç, yoksullar için paraya giden yol, eşit hak ve özgürlükler kısacası pespembe bir dünya tasviri... Dünyanın geri kalanına da bu rüyayı vaat eden, demokrasi, barış, refah vaatlerinde bulunan aynı ülke, tam tersi bir politika ile gittiği yerde kabusu yaşatır. Rüya sadece kendilerini kapsar ama yozlaşmış sistemlerindeki açıklar, kendilerini de yiyip bitiriyor şu sıralar, ırkçılık olaylarında gördüğümüz üzere. Bugün emperyalist ülke deyince aklımıza Amerika gelir. Peki Halit Hüseyni buna değinmiş miydi kitabında ? Şahsen ben rastlamadım... Sığınılan ülke, güzel bir hayat, yeni bir başlangıç, insanların cumartesileri yürüyüş yaptığı, çocukların koşup eğlendiği, evcil hayvanların beslendiği, adeta bir dreamland... Kitlelerin uyuşuk beyinlerini çoğu şekilde yönlendirilebilirsiniz, özellikle sosyal medya, televizyon, reklamlar aklınıza gelebilecek her türlü iletişim aracıyla algı yönetimi yapabilirsiniz. Aynı zamanda "bestseller" bir kitap da bu işi çok güzel yapabilir. Amerika yıllarca dünyaya kendini bu şekilde aklayıp paklayarak servis etti. Elindeki kanı bu şekilde temizleyebileceğini, hala masum kalabileceğini düşündü. Halbuki nerede bir savaş çıksa, nerede çocuklar ölse, biliriz ki orada "büyük"lerin bir çıkar kavgası vardır. Kitap uzundu, fakat basitçe emperyalist bir ülkede huzur bulunacağı düşüncesinin dramatik bir
Uçurtma AvcısıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2024192,5bin okunma
10/10
·96 syf.··
2019 26. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2019 22:05
Kitabı bitirdikten sonra içimde inceleme yazmaya bile heves kalmadı. Kitabı okumak iyi mi oldu kötü mü bilemiyorum. Iyi hissetmiyorsanız okumayınız -son
İtiraflarımLev Tolstoy · Karbon Kitaplar · 201729,4bin okunma