Busvaguler

Busvaguler
@busragul34
Hasan Güler this being human is a guest house.
Onaltı ve onyedinci yüzyılda Osmanlı yönetici sınıfı, tıpkı Avrupa'daki mukabilleri gibi, adam kayırma ve intisabı çok doğal görmekteydiler. Ailesinden ya da maiyetindekilerden birine bir memuriyet sağlamak veyahut kendisi veya maiyetindekilerden birisi için büyük ve hatta muhteşem servetler edin [ dir] mek, yönetici sınıfa mensup olunduğu müddetçe meşru bir uygulama olarak görülmekteydi. Atanma ve mükafatlandırmalann, yine de (yalnızca yönetici sınıf mensupları için geçerli olsa da) , erken modern dönemin liyakat sistemine göre olmasını isteyen Ali ve Koçi Bey, bu sonraki gelişmeleri bir yozlaşma olarak eleştirmektedirler.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
llk olarak, bilimsel literatürün hep görmezden geldiği herkesçe bilinen basit bir gerçeği tekrar teyid etmemiz gerekiyor: Tarihteki bütün insan toplumları gibi Osmanlı toplumu da akışkan ve dinamikti. Ve de bu tespit, sözde çöküş dönemi olarak adlandırılan onyedinci yüzyıl da dahil olmak üzere bütün Osmanlı tarihi için geçerlidir. Toplumun yapısı zaman içinde değişmiş olmasına rağmen , dış görünüşü en azından üç yüzyıl boyunca sağlam kalmıştır. Toplumun bu dış görünüşüne odaklanılması sahte bir süreklilik duygusu vermektedir. Son zamanlarda ortaya çıkarılan kanıtlar gerçekte büyük bir yapısal dönüşüm yaşandığına işaret etmesine rağmen, dış görünüşe verilen aşırı önem sanki eski toplumsal formasyon ve iktidar yapısının hala ayakta olduğu görünümünü vermektedir. Kabul edilmelidir ki, sahte bir süreklilik izlenimi, büyük ölçüde idealize edilmiş bir geçmiş temelinde yaratılan modeller doğrultusunda kaleme alınan orij inal Osmanlı kaynaklarından edinilmektedir. Ancak yakından bakıldığında , dönemin Osmanlı yazarlarının şahit oldukları değişmelerin farkında olduklarını ortaya koyuyor. Kimileri değişmelerin sonuna kadar farkındaydılar ve bunları sadece eleştiriyorlardı. Naima gibi kimi diğer yazarlar ise, statükoyu sonuna kadar savunmalarına karşın, değişmeyi entelektüel bir düzlemde kabul etmek zorunda kalıyorlardı.
Bu çalışmada ileri sürdüğüm nokta 17. yy'ın, kısmen dış baskılar ve esas olarak içeride yaşanan toplumsa, ekonomik ve siyasi değişme ile tanımlanan büyük bir altüst oluş dönemi olduğudur.
Ali ve Koçi Bey dikkatlerini yakın geçmişte yaşanmış olduğunu düşündükleri erken odern döneme özgü merkezileşmeye, buna eşlik eden liyakat sistemine ve sultanın karizmatik liderliğine çevirmişlerdi. Ancak içinde yaşadıkları ve eserlerini kaleme aldıkları dönemde, eski düzen giderek çözülmekteyi. Bu çözülüş nihayet, onyedinci yüzyılım ikinci yarısında iktidarın esas olarak ne sipahi sınıfı ne de kapıkulu ordusundan oluşan sivil bir oligarşinin elinde pekiştirilmesine yol açtı.
Koçi Bey 1574-75 yılını vezirlerin hareket özgürlüklerini kaybettikleri ve saray gözdelerinin siyasete egemen olmaya başladıkları tarih olarak verir.