...her eylemimizden önce o eylemin tüm sonuçlarını öngörmeye, ilk olarak kesin sonuçlarını, sonra kuvvetle muhtemel sonuçlarını, sonra gerçekleşmesi mümkün olanları, sonra da hayal edilebilir olanları ciddi ciddi hesaplamaya kalksak, yerimizden bile kımıldayamayacağımız da doğrudur. Söylediklerimizin ve yaptıklarımızın iyi ve kötü sonuçları, bizim artık bu sonuçları fark edebilmek, onlardan ötürü kendimizi kutlayabilmek ya da onlar yüzünden af dileyebilmek için bu dünyada olmayacağımız sonsuz sayıdaki günler de dahil olmak üzere gelecekteki bütün günlere, oldukça tekdüze ve dengeli bir şekilde dağılarak uzanır, ki üzerine çok konuşulan ölümsüzlük denen şeyin bu olduğunu söyleyenler vardır...
...zayıflığımızı göstermek istemediğimizde böyle yaparız, İyiyim, deriz ama aslında ölüyoruzdur, halk arasında buna kan kusup kızılcık şerbeti içtim demek denir ve bu içsel dönüştürme fenomeni yalnızca insan türünde gözlenir...
Son zamanlarda "toksik pozitiflik" kavramıyla karşılaşmış olabilirsiniz. Bu kavram, "Bedenini sev, kendini sev," gibi cümlelerin bazen zorlama düzeyine varmasını; insanların bedenleri, geçmişleri ya da ilişkileri hakkındaki karmaşık durumların bazen göz ardı edilmesi ve baskıcı birtakım söylemleri tanımlar. Benimse burada bahsettiğim, sevgiden çok bir "farkında olma" hali. Var olduğunun farkında olmadığımız bir şeyi zaten sevemeyiz.