genç bir doktorun anıları, yalnızca tıp alanına ilgi duyanların değil, insan psikolojisini ve mesleklerin görünmeyen yönlerini merak eden herkesin okuyabileceği etkileyici bir kitap. kitapta bir doktorun meslek hayatı boyunca karşılaştığı zorluklar, yaşadığı çaresizlikler ve aldığı ağır sorumluluklar oldukça gerçekçi bir şekilde aktarılmış.
özellikle doktorun kendi içinde yaşadığı vicdani sorgulamalar ve akıl çatışmaları beni çok etkiledi. hastalarla ilgili verdiği kararların yükünü hissetmek, hata yapma korkusunu görmek ve tüm bunların bir insan üzerindeki etkisini okumak kitabı benim için daha da anlamlı hale getirdi.
kitap boyunca tıp dünyasının sadece bilgi ve başarıdan ibaret olmadığını, aynı zamanda büyük bir psikolojik dayanıklılık gerektirdiğini gördüm. hem sürükleyici hem de düşündürücü bir eserdi. okurken zaman zaman üzüldüm, zaman zaman hayran kaldım. bu nedenle kitabı çok beğendim ve özellikle sağlık alanına ilgi duyanlara tavsiye ederim.
buna nasıl tahammül ediyorlar? her günü pes etmeden, umutsuzluğa kapılmadan, intihar etmeden, hatta siyaset tartışmaya devam ederek nasıl atlatıyorlar?
insanlığımı yitirirken'i hem beğendim hem de beğenmedim diyebilirim. kitabı bitirdiğimde "abartıldığı kadar iyi mi?" sorusuna net bir cevap veremedim. insanlar bu kitapta tam olarak ne gördü, neden bu kadar etkilendi, bunu anlamakta zorlandım. buna rağmen kitap bende tamamen boş bir his de bırakmadı; bazı yerlerde gerçekten bir şeyler hissettiğimi fark ettim. belki de bu yüzden kitaba karşı kesin bir yargıya varamıyorum. okunur mu, okunmaz mı emin değilim ama üzerine düşündüren ve okuduktan sonra zihinde kalan bir kitap olduğunu söyleyebilirim.