İçimin bir köşesinden diğer köşesine, çılgınlar gibi palas pandıras koşuyorum sözgelimi, uçuyorum kendimle karşılaşıp kendime tutunabilir miyim diye, savruluyorum un ufak, sürünüyorum, canımı dişime takıp kalkıyorum ve yeniden, yeniden, yeniden yıkılıyorum. Her defasında, yıkılırken çocuk oluyorum sanki; minicik ellerimi yere basıp kalkarken de, inanılmaz bir şekilde, çarçabuk büyüyorum.
Modern İran tarihinin en önemli kadın şairi Furuğ Ferruhzad... Çok zamandır okumak istiyordum ancak buluşabildik. Furuğ'un birden fazla şiir kitabı bu kitapta tek çatı altında toplanmış.
Kitabın başında çevirmenin önsözüne yer veriliyor ve kesinlikle şiirleri okumadan önce bu bölüm okunmalı çünkü şairin yaşam öyküsünü ve düşünce yapısını bilmeden şiirlerini anlamlandırmak eksik kalır. Furuğ'un yaşadığı dönem İran için oldukça gerilimli ve sol görüşlü sanatçıların aydınların üzerindeki baskının arttığı bir döneme denk geliyor. Yazdığı şiirlerden dolayı o dönem çok dikkat çekmiş ve sorgulanmış çünkü şiirlerinde bedensel estetikle şiirsel estetiği birleştirmiş. Bu konu hakkında kendisi şöyle söylemiş: ''Beni yoran ve perişan eden, yaşam baskısına, çevre baskısına ve ellerimi ayaklarımı bağlayan zincirlerin baskısına tüm gücümle direnmeye çabalıyordum. Ben bir kadın yani bir insan olmak istiyordum. Benim de nefes almaya, haykırmaya hakkım olduğunu söylemek istiyordum.''
Ben ki şiir sevmeyen bir insan sanırım yavaş yavaş kırıyorum bu alışkanlığımı. Furuğ'un şiirlerini okuyup da sevmemek mümkün olamazdı çünkü gerçekten ilk kez şiir okurken etkilendiğimi hissettim. O anın gerçekliğine inip anı yaşıyormuş gibi büyülü bir his sardı beni. Ve şiirlerin de kalp kırabileceğini, dizelerin can acıtabileceğini Furuğ ile öğrenmiş oldum.
Rüzgâr Bizi GötürecekFuruğ Ferruhzad