Hayır, insan sadece ölürken ayrılmıyor, arkada bırakmıyordu. Belki bütün ömründe birçok şeyler onu arkada bırakıyordu. Sonra olduğu yerde birdenbire kabuklaşıyor, çok ince, görünmez bir şeyle o anda etrafında olanlardan ayrılıyordu. ''Biz mi gidiyoruz, onlar mı?..'' Sual buydu...
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İçinde müphem ümitlerin hudutsuzluğu ile uyanan bir şey, hiç tanımadığını sandığı bir yaşama sıcaklığı hep kendisini ona doğru sürüklüyordu. Bununla beraber gene bir yığın şey de ona karşı geliyordu.
Hayır, yavrucuğum inanmıyorum. Bu saadetten mahrumum. İnansaydım mesele değişirdi. Bilseydim ki vardır, insanlarla hiçbir davam kalmazdı. Yalnız onunla kavga ederdim. Her an bir yerde yakalar, bana hesap vermeye mecbur ederdim. Gel derdim; gel, yarattığın mahluklardan birisinin derisine bir an gir. Benim her gün yaptığımı yap. Bir tanesinin hayatını yirmi dört saat yaşa. Sen ki yaratıcısın, bilmemen, anlamaman kabil olmaz. Onun için herhangi birinin derisine gir. Ve kendi yalanını bir an bizimle beraber yaşa; bizim gibi yaşa.
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın bu kitabı insanın kendini dinlemeye fırsatı olduğu ve sessiz bir ortamın devamlılığını sağlayabileceği zaman okunmalıdır.
Daha öncesinde Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nü okuyup hayran kalmış birisi olarak Tanpınar'ın üslubunu çok sevmiştim. Sıradan bir olayı anlatsa bile kelimelerin birleşiminden doğan huzur kaplıyor insanı. Bu kitabı okumak için ise koşuşturmadan uzak olduğum daha sakin bir hayat dilimimi seçtim.
Kitap 4 bölümden oluşuyor: İhsan, Nuran, Suat, Mümtaz. Bölümlere ismini veren kişiler kitabın ana karakterleri. Bunlardan Nuran bölümü dışındakiler daha hüzünlü, iç sıkıntılı geçiyor. Özellikle son bölüm iç hesaplaşma, sıkıntının ve huzursuzluğun zirvesini yaşatarak kitabı da sonlandırıyor.
Mümtaz karakteri ailesini Milli Mücadele döneminde kaybetmiş ve yaşça kendisinden büyük amcasının oğlu İhsan'ın yanına yerleşmiş. Sonrasında büyük acılar çekmek için Nuran'la tanışacak. İkinci bölümde daha tatlı, hoş anlar yaşayacaklar ve sonrasında bir intihar olayı onları ayıracak, Nuran eski eşine dönecek.
Aksiyon olarak baktığımızda kitaplarda yer alabilen normal bir kurgu ama Tanpınar'ın yarattığı fark kitaplarındaki olaylardan sebep değildir. ''Tanpınar'ın değeri aksiyonda değil psikolojik muhtevasındadır.'' (Mehmet Kaplan).
Mümtaz bildiği, sevdiği, ilgilenmekten hoşlandığı her işi bir şekilde Nuran'ın varlığıyla bütünleştirdi. Ona gerçekten çok bağlandı. En mutlu anlarında dahi onu kaybetmenin korkusunu içten içe taşıyordu. Bence bir insanı kaybetme korkusunu taşımak onu kaybetmekten çok daha korkunç bi şey. En huzurlu anlara damlayan kaybetme korkusunun o damlası bir zehir gibi anın güzelliğini bozar. Sonrasında da zehrin etkisini atmak kolay olmayacaktır. Bir şeyi bu kadar kaybetmekten korkarsan sonu kaçınılmazdır ve öyle de oluyor Mümtaz