Eğer bunu genelleştirerek söylemişse talihsiz bir karşılaştırma olmuş. Sitedeki incelemelere biraz baktım da herkesin sevgisini ifade biçiminin aynı olamayacağını söylüyor sanırım. Buna rağmen karşılaştırmada erkekteki cinsel tatminle kadındaki hizmet beklentisini aynı kefeye koymak tutarsız ve tehlikeli. Sanki kadın için cinsel tatmin erkeğin ev işi yapmasından duyulan hoşnutluk kadar önemli değildir, demek gibi yani. Bunun sonu cinsiyetçiliğe kadar gider. Yazar ezberlenmiş ilişki modellerinden yola çıkmış görünüyor. :) Dikkatimi çekince sormadan edemedim, teşekkürler cevabınız için...
Gece karanlıksa ateşler yanar kayalıkların çukurunda, ay ışığı varsa aşağıdaki geniş Ceyhan ırmağı parlardı. Bir yandan destancı destanını anlatır, bir yandan da kokulu esen yeller ay ışığının üstünde parlardı. Destan sabaha kadar sürerdi. Bir destan bir hafta, on gün, on beş gün sürerdi. Hiçbir çocuğun, destanlar söylenirken uyuduğunu görmedim. Yalnız, o da arada, birkaç yaşlının uyuduğu daha aklımda. Çocuklar için ayrı bir destan da söylendiğini görmedim, duymadım. Çocuklar için ayrı masal da duymadım. Masallar da herkes içindi. Doğa çocuklar için ayrı bir güneş, çiçek, ağaç, bulut, kuş yaratmadığı gibi, halk da çocuklar için ayrı bir sanat yaratmamıştı. Çocuklar kendileri için, kendileri yaratmışlardı. Bütün çocuk oyunlarını, çocuklar kendileri yaratmışlardı. Sonradan yaratılmaya çalışılan o "çocuk edebiyatı" deyimini biz uydurduk. Çocukları insan saymadığımızdan. Biz köyde bütün oyuncaklarımızı da kendimiz yapardık. Hele kokulu hayıt çalısından bir deve yapardık ki, daha o koku, o deve düşlerime giriyor.
Nedense bu fotoğraf beni öfkelendirmişti.
Fotoğrafın neden kısmen bana dönük durduğunu anlayamıyordum, belki de Doktor Gordon bana olağanüstü bir kadınla evli olduğunu ve kendisine asılmaya kalkışmasam iyi olacağını hissettirmeye çalışıyordu.
Hem zaten Noel kartındaki melekler gibi kendini çevreleyen güzel bir eşe, güzel çocuklara ve güzel bir köpeğe sahipse, bu Doktor Gordon bana nasıl yardım edebilirdi ki?