Her gün gördüğümüz ve varlığını varlığımızın bir parçası gibi benimsediğimiz kişinin sonsuza kadar aramızdan ayrılabileceğini, sevdiğiniz o gözlerdeki ışıltının sönüp gittiğini ve kulaklara öylesine aşina ve kıymetli gelen bir sesin susabileceğini, bir daha hiç duyulamayacağını akla kabul ettirmek öyle uzun zaman alıyor ki…
Bilinçaltının Gücü kitabıyla beraber almıştım bu kitabı. İkisini de Düşüncenin Gücü bitirdim ancak en sevdiğim kitap Düşencenin Gücü oldu. “İnsan ne düşünüyorsa o dur.” Kitabın vermek istediği mesaj çok net. Kitabı bitirdikten sonra gerçekten kötü, kıskanç, dedikodu yapan ve iki yüzlü insanların neden böyle olduklarını bir kez daha iyi bir şekilde algılamış oldum. Çünkü anladım ki kişinin düşüncelerinin toplamıdır karakter dediğimiz şey. Kitapta şöyle bir cümle geçiyor “ Etrafınızı saran karanlık sizin gölgenizdir, bir başkasının ya da bir başka şeyin değil.” diyor yazar. O kadar güzel bir cümle ki… Ve insana çoğu şeyi de açıklıyor aslında. Ayrıca kendi içsel dünyamızı, aklımıza hükmeden düşüncelerimizi ve dış koşulların bunlara ne kadar etki ettiğini güzel bir dille anlatılmış. Ama genel anlamıyla iki kitapta kendini tekrar eden düşünceler üzerine kurulmuş. Vermek istediği mesaj çok iyi olabilir ancak zengin içerikli olduğunu söyleyemem.