Kendimizi anlamak için başkalarına ihtiyacımız var; kendi hayatımızı dolu dolu yaşamak için onların özgür ve hatta mümkünse mutlu olmalarına ihtiyacımız var. Bu noktada ahlak anlayışı, adeta kendiliğinden, daha yüksek bir sorunsala, anlam meselesine bağlanır.
Ötekinde sevdiğimiz (ve duruma göre onun da bizde sevdiği) ve dolayısıyla da öteki adına kendimizde bakıp büyüteceğimiz şey, salt tikellik veya soyut özellikler (evrensel olan) değil, onu farklı ve biricik kılan tekilliğidir. Sevdiğimiz kişi için şefkatle, Montaigne gibi "çünkü o oydu, çünkü ben bendim" diyebiliriz ancak, yoksa "güzel, güçlü, zeki diye" değil.