“Zararsız” dedim. “Yazmaya gelmiş, bu kadar uzaklara!”
“Sanki kafası burada daha iyi çalışacakmış gibi!” dedi Kinyas.
Haklıydı. Kulağını seslere kapatmayı bilmeyen, şehirde sanki ıssız bir adadaymışçasına yaşamayı bilmeyen biri nasıl yazabilirdi ki? Gerek var mıydı, birkaç satır yazı için bu kadar yol yapmaya? Evinin tuvaletine kilitlese kendini, orada da dinleyebilirdi içindeki sesleri. Sifonu da çekerdi her beş dakika da bir, okyanusu duymak için...