Yazarın okuduğum ilk kitabı ama kalemi gerçekten etkiledi beni, çok akıcı yazmış. Evet fantastik bir evren var ve evet bu evreni anlatıyor ama sayfalarca betimlememiş o evreni bize, kitabı okurken karakterlerin konuşmalarından bile kendi kafanızda canlandırabiliyorsunuz evreni. En hoşuma giden yönlerinden biri buydu kitabın çünkü ben sürekli yarattığı evreni betimleyerek kitaptaki yaşanan olayları kısa kesen yazarların kitaplarından çok sıkılmıştım.
Diğer sevdiğim ve hatta bayıldığım şey ise Sera, kesinlikle müthiş bir karakterdi. Hani bazı kitaplarda aşırı saf salak kadın karakterler vardır, okurken sinir krizi geçirtir insana.
Bazı kitaplarda da tam tersi aşırı öz güven sahibi fazlasıyla egolu kadın karakter vardır, her şeyi yapabilir, efsanedir, müthiştir, herkes peşinde pervanedir falan ve bu karakter de sinir krizi geçirtir ya, heh işte Sera ikisi de değildi, ne olduğunu ve ne olmadığını bilen gerektiği yerde kendine güvenen ama yapamayacağı şeylerin de pekala farkında olan müthiş bir karakterdi.
Ve Ash….. yer yer sinir olsam da gerçekten Sera gibi bir karaktere ondan başka biri yakışmazdı… kutsal bakir :)
Bu yüzden 10 10 10…….
Buradan sonrası spoiler içerebilir…
Kitabın konusu yaşadığı krallığın zamanında zor bir durumda kalmasıyla dönemin kralı tarafından ölüm ilkeli ile yapılan anlaşma sonucu kralın soyundan gelen ilk kadının, ölüm ilkelinin konsortu olması için anlaşma yapmış olmasını anlatan Seranın ağzından okuyoruz. Sera da kralın soyundan gelen ve bir örtü içine doğan 17 yaşında bakire olan ve ölüm ilkelinin onu gelip almasını beklediği yerde anlatmaya başlıyor kitabı. Sera 17 yaşına kadar sadece bu gün için hazırlanmış, eğitimler görmüştür, görevi ise basit ölüm ilkelini kendine aşık etmesi, zaafı haline gelmesi ve onu öldürmesi gerekmektedir. Çünkü Sera