Buse

Buse
@busysdaily
Mühendis
76 okur puanı
Ağustos 2018 tarihinde katıldı
Seninle hiç şöyle uzun boylu konuşamadık evladım... yazık!
8/10
·160 syf.··
2022 25. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2022 17:02
Popüler Türk edebiyatı kitaplarına karşı farkında olmadan çekimser davrandığımı fark ettiğim ve okumayı ertelediğim bir kitaptı. Aynı zamanda Sabahattin Ali'nin okuduğum ilk kitabıydı. Oldukça sıradan bir konuya sahip olan kitabın bu kadar beğenilmesinin, akıcı ve duru bir Türkçe'yle yazılmış olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Günümüz romanlarına göre, kullanılan kelimelerin ve yapılan betimlemelerin anlamındaki derinlik kitabı klasik bir eser haline getirmiş. Kitap içine kapanık bir başkahramanın henüz kendini bulamamışken resim sergisindeki bir otoporteye aşık olması ve porte sahibiyle tanıştıktan sonra hayatındaki değişiklikleri anlatarak başlıyor. Aşık olduğu bu kişi, erkeklere karşı oldukça önyargılı ve keskin kuralları olan biriyken başkahramanla tanıştıktan sonra bu keskin kurallarından yavaş yavaş taviz veriyor ve roman inceliklerle dolu bir aşk romanına dönüşüyor. Romanın sonu maalesef ki pek çok kitapta karşılaştığım bir sonla bitiyor. Bu açıdan kitabı okuduğum kitaplardan HasretHasret ve Qurd Seyid və ŞuraQurd Seyid və Şura'ya benzettim. Öncesinde bu kitabı okusaydım konu açısından daha çok beğenebileceğimi düşünüyorum fakat bu tarz sonlara rastladığımdan beni çok etkileyen bir son olmaktan ziyade, sıradan bir son oldu. Aynı zamanda benzer romanlarla kıyasladığımda başkahramanının içine kapanıklığından kaynaklı mücadeleden uzak oluşu konunun etkisini azaltan unsurlardan biriydi. Kitapla ilgili okumalar yaparken Sabahattin Ali'nin kızının bir röportajında kitabın bir kısmının yazarın gerçek hayatından bir kesit olduğunuda öğrenmiş oldum. "Tesadüf seni karşıma çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benimde bir ruhum bulunduğunu öğrettin."
Edebiyat
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025375,8bin okunma
Reklam
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2020 24. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2020 22:51
Hayvan Çiftliği, George Orwell ile tanışma kitabım oldu. Uzun süredir okuduğum kitaplar arasından, hem akıcılığı hem düşündürücülüğüyle sıyrıldığını ve kendini rahatça öne çıkardığını söylemeliyim. Kitabı okurken çiftliğin aslında yaşadığımız hayatın hayvanlar üzerinden bize apaçık bir şekilde gösterildiğini görüyorsunuz. Yaşanan olayların, daha az bilgiye sahip hayvanların bilgili olduklarını düşündüklerine (yöneticilerine) davranış biçimlerinin, yöneticilerin laf cambazlarının ne kadar bizden, hayatımızda aslında olan ama çok dikkat etmediğimiz bazen farkında bile olmadığımız şeyler olduğunu görüyorsunuz. Kitabın okumadan önce kitabın doğrudan Stalin'e gönderme yapan bir taşlama şeklinde yazıldığını bilmiyordum. Sadece Stalin üzerine yazıldığını düşünmek yazara haksızlık olur diye düşünüyorum. Oldukça yerinde günümüz yaşantısını farklı bir şekilde görmemizi sağlayan oldukça başarılı bir 'peri masalı'. Kütüphanenizde olması gerektiğini düşündüğüm bir kitap. Okunmalı ve okutturulmalı! BÜTÜN HAYVANLAR EŞİTTİR AMA BAZI HAYVANLAR ÖBÜRLERİNDEN DAHA EŞİTTİR
Edebiyat
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,1bin okunma
9/10
·390 syf.··
Beğendi
·
2020 21. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2020 13:11
Ahmet Ümit'in eserlerini çok sevmeme rağmen 'Beyoğlunun En Güzel Abisi'ni okuduktan sonra diğer kitaplarını okumaya elim pek gitmemişti. Bu romanda sevdiğim o eski yazarı adeta tekrar buldum. Ahmet Ümit, betimlemeleriyle yine Beyoğlunu yakından tanıtıp aynı zamanda harika bir kurgu oluşturmuş. Hiç beklemediğim bir sonla bitirmiş olduğundan mı, insanın en yakın dostuyla bile bazı şeyleri paylaşmasının bencillik değil, kendini arayış içinde olduğunu göstermesinden mi bilmiyorum ama oldukça etkilendiğim bir roman oldu. "Ölümsüz olmak için ölmek gerekir."
Edebiyat
Beyoğlu RapsodisiAhmet Ümit · Doğan Kitap · 200332,8bin okunma