Ve ben yatağımda, gözlerimi beyaz tavana dikmiş sırtüstü yatarken sessizlik büyüdü, büyüdü, bir an geldi ki kulak zarlarımın sessizlikten patlayacağını sandım.
Doreen gittikten sonra yapmam gereken şeyleri neden yapamadığımı düşündüm. Yorgun ve hüzünlü hissettim kendimi. Sonra, neden Doreen gibi yapmamam gereken şeyleri de yapamadığımı düşündüm ve kendimi daha da yorgun ve hüzünlü hissettim.
Çünkü nerede olursam olayım -bir gemi güvertesinde, Paris’te bir sokak kahvesinde ya da Bangkok’da- hep aynı sırça fanusun altında kendi ekşimiş havamda bunalıyor olacaktım.