Mekkede Erkamın adalet evi Daha konuşmazsın hemen; önce gözlerin uyanır, sonra bakışların, en son da o içimi ısıtan gülüşün. Göksel 48 Sen Uyanırken Erkam ibnil Erkam Mekkede adalet evi Oydu müslümanlara evini açan sahabi Evini açarken seslendi Resullullah nebiye Sallahu aleyhi vesselem baktı yüzüne Ey efendimiz evim müslümanlarındır.. İslamın sesi içimizi ısıtıyordu İlk önce Efendimiz SAV sonra müminler Hepsi bu evde uyanıp kıyama kalkacaktı Darul erkam erkamın evi sahabe yurdu Erkam ibnil erkam Mekkede bir kahraman Gözler uyanınca bakışlar kıyama kalktı Şiirler naatlar bu adalet evinde yazıldı Dünya böyle değildi sahabeler devrinde Sahabeler gidince kaldık efkâr içinde Şimdi içimizi ısıtmıyor sahte gülüşler Kuraan okuyordu Kahraman sahabe Erkam b erkam okudu Bakara suresini Dediki ey kahramanlar içimi efkâr basar Kafir ve münafıklar istemez hayırlı olanı Ne hale geldi dünya efkârı hep kaldı bize
Şiir
mehmed şemseddin ulusoy - niyazi mısri tahmis okumaları / 1
bir büyüğü, gölgesindeki bir büyükle tanımak. kendisi bir tekke mustafa hoca okumadı da yaşattı sanki… ne kadar uzak kalmışız büyüklere ve izlerini sürmeye. •hoca okumaya mısri divanına ilk tahmisi yapan azbî efendiyle başladı. azbi efendi, bugün tanışmakla şerefyab olduğum, mısrî hazretlerine limni sürgününde eşlik eden ve bu yolculukta hazretin muhabbetine gark olan kerim zat. Bu nasıl bir yolculuktu ki, aşkı doğurdu… “Oldu tevekkül hem rıza tesbihi âşık dervişin Mahvi vücud etmen gerek batında zâhir teşvişin Hakk yoluna talip isen Hakk'tan ola her cünbüşün Savm u sâlât u hac ile sanma biter zâhid işin, İnsân-ı Kâmil olmaya lâzım olan irfân imiş” •'cünbüşlemek' kelimesinin kendisine hep aziz ahbabı safiyuddin beyi hatırlattığını ve kaybolmaya yüz tutmuş olan tekke geleneğini yaşatmaya çalışmasına atıfla tekkede sofraya davet ederken 'buyrun yemek cümbüşleyelim' şeklinde olduğuna dair ince bir şerh düştü. “Her ne tâlip eyler isen olur senin Hakk ilmin Acep riyayı terk edip at bu fenâda emelin Gelmez ise idrâke hayf zâtınla aslın senin Kande gelir yolun senin ya kande varır menzilin, Nerden gelip gittiğini anlamayan hayvân imiş.” • 'hayvan imiş' kısmı bu okumada farklı bir manaya bürundü sanki. hocanın sessizliği ve duraksamasıyla birlikte nerden gelip gittigini anlamamanın, peşine düşmemenin zelilliğinin altında kaldık... “Terk etme irfân sohbetin göster bize gel Hakk yüzün Iki cihanda bil özün ârif ola hem ak yüzün Azbîvücudun Mısridir gördün ise gör bak yüzün İşit Niyâz' nin sözün bir nesne örtmez Hakk yüzün, Hakk'dan ayân bir nesne yok gözsüzlere pinhân imiş”
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Değerli alıntı ve iletileriniz için teşekkürler
Necmettin Temizbaş Necmettin Temizbaş "Yeni yıl, bireyin kendini anlama ve gerçek benliğiyle uyum içinde olma arzusunun başlangıcıdır.Herkese içsel keşiflerle dolu, derinliklerde anlam arayışı içinde geçen bir yıl dilerim." Kierkegaard Hayat bazen bir manevra bazende bir harp sahasıdır yeni yıl ise harp ağırlıklarını atmak yeni bir savaşa hazırlanmak gibidir sizde harp ağırlıklarınızı atın kendinizi nefis denen canavarla savaşa hazırlayın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kadın dünyadır Kıymetini bilene dost, eş, yoldaştır. Kavgada sırtını güvenle dayadığım dağdır Kimi zaman ürkek, kimi zaman çocuk Her zaman sevgi dolu kocaman bir yürektir. Allah Teala güzel amelleri boşa çıkarmaz Kıymet bileni mükâfatsız bırakmaz Kavda sırt dosttan başkasına dayanmaz Kadının yüreği yiğitsiz olmaz Bizi birleştiren şeyler, bizi ayıranlardan çok daha fazla. Hypatia Ayşe Karakuş Ayşe Karakuş Seni Düşünmek Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey, dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
1000Kitap
Derviş Kaşıkları
Bir gün sormuşlar ermişlerden birine; "Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?" "Bakın göstereyim" demiş ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. Ermiş; "Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de şart koymuş. "Peki" demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakımışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan. Bunun üzerine, "Şimdi..." demiş ermiş, "Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe." Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen, ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. "Buyrun" deyince her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan. "İşte" demiş ermiş, "Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır. Şüphesiz şunu da unutmayın. Hayat pazarında alan değil, veren kazançlıdır her zaman..."
Alıntı
Ozan Kemal Türküleri ve hikâyelerini toplamak için yola çıkar ilk durak toros arabası ile gittiği Kayseridir yapılacaklar listesini hazırlamışlardır Sarız köyü ziyaret edilecek hediyeleşmek sünnettir pahada ağır hediyeler alınacak komşular sevindirilip nenelerin eli öpülüp dedelerin sözleri dinlenecek Baba Kemal seslendi çocuklara bu Kayseri: "Selçuklu ve Osmanlı şehiridir Erciyes dağının yamacındaki şehrin pastırması, sucuğu meşhurdur.Hediyelik alın ki yolunuzu gözleyenler sevinsin." 'Unutmayın çocuklar babanızın bu sözü'nü bugün tek bir insanı sevindirirseniz sizde öyle sevindirilirsiniz 'diyen Kemal Yeğinin niyeti çocuklar Anadolu Alevi dedelerinin deyişleriyle büyüsünler kürt ninelerinden dengbejler dinlesinler maksat bu idi yanında iki oğlu bir de hanım altta fiyakalı cafcaflı beyaz bir golf iki sohbet ne güzeldir bu muhabbet diyerek şarkılara türkülere konu olan Sarız ilçesine vardılar Avşarları ile meşhur ilçeyi Ali Kınık şöyle tarif ediyor"Pınarbaşı'dır evimiz Sarız'dan geçer yolumuz/Olmaz olsun böyle devran Çift gelir bizim ölümüz/Acep utanmaz mı ola?Bizim yuvamızı bozan bu bir ağıttı ağıt ise Anadolunun gözyaşları demekti Baba önde Nergiz Hanım arkada çocuklar Turan,Beşir ve pelin arkada bir Alevi dedesinin evine misafir oldular Avşar boyundan bu dede Alevi pirlerindendi Kayseriye bağlı Sarız ilçesi Yavuz Han devrinde fethedilmişti Avşar obası ise 1860lı yıllarda iskan edilmişti köy insanı tunceli göçmeni alevi zazalardan oluşur çobanlık ve hayvancılık ile uğraşırdı sabah kahvaltısında omletli yumurta pastırma ban ban ye eksik olmazdı yufka ekmekler hazırdı çaylar Anadolu halkının misafirliğinin gösterircesine hazır edilmiş Sümbül Nine buyurun sofraya diyerek Kemal Bey ve ailesini en baş köşede misafir zaten Oğuz soyunada bu yakışırdı Kaşgarlı Mahmutun Dede
Edebiyat
Bursa Mustafa Kemalpaşa Mustafakemalpaşa Bursaya bağlı olup kendi adı ile tanınan Kemalpaşa çayı İlçenin ortasından geçer ve kimi zaman insanlar bu çaya gelip oltayı haydi besmele rastgele diyerek çayın içine atarlar ki küçükte olsa bir balık tutup sefasını sürebilsinler sanki cefasını biz çektik sefasını çocuklarımız sürsün der gibidirler Mustafa Kemalpaşa Uluabat Gölü, Bursa, Karacabey, Susurluk Kepsut, Dursunbey ve Orhaneli İlçeleri ile komşudur yüzölçümü 1.621 km2’dir. İlçe merkezinin denizden yüksekliği 25 ile 40 metredir. Kemalpaşa tatlısı meşhur tatlısı olup mutlaka tavsiye ederiz muhakkak buradan giderken hediyelik alın ve buyrun Halil İbrahim sofrasına sizde afiyet ile yiyin şükür ile kalkın inşAllah İlçenin en yüksek noktası Çataldağı’dır Akdeniz ikliminin etkili olduğu İlçenin yazları uzun kışları ise kısa sürer ılıman ve nemli bir havası vardır orman türü fundalık ve yaprak döken ağaçlardır bazı fundalık alanlar mera olarakta kullanılır tigemde yapılan hasat mevsimi adeta Türkiye ve bölgeye bir umut vermekte ilçede her türlü tarım yapılmakta bu sayede ilçe insanı eve sıcak ve helal ekmek götürüp insanlar ailece sofraya oturabilmektedir
Duygu ve Düşünce