Tuzlu biraz sanki, Sanki biraz ılık, Yandı gönlüm susuz, Buz gibi nefesin gerek..
...özür dileme, köz getir buz tutmuş gönlüme, ya da uzat dudaklarını; cehennem ateşin de yanalım birlikte. geçer mi aşk'lığın acısı, unutulur mu özlemek? bir kaşık suda değil ki koskoca okyanusta boğuldu; şuramın biçare umutları. sarılamamak ne kötü; ne iyisin hâlâ gözlerimin içine bakarken.. daha fazla bakma ne olur, şah mat olacak dizlerimin bağı. seni sevmek güzel şey, kötü şey, sevdiğini söyleyememek.. gitmem lazım sanırım! memnun oldum tanıdığıma yabancı, sormadan söyleyeyim; benim adım da acı.
Şiir
Reklam
...içimde dönen atlı karınca acım, ayağı kırık atlarla kanımca. sözüm vardı dönmemeye ne lanet iknacı, bulaşıcı bu yalnızlık. çok azaldım ya Râb! sen ki çok fazlasın, ihtiy'acım var. kaybettim kendimi benimle işi kalmamış gibi. ayaklarıma beton giydim, taşıyamıyorum içimde ki tonlarca şiiri. sihri bozuldu hayatın, at'ını alan geçti sıratı, ben Üsküdar'dan atlayan o şahsın tatsız manşet haberi. mahşer diyorum sevdiklerim kadar uzaklarda mı? dahası var mı bu kaderin, ne kadar daha derin? ey buz dağlarının görünmeyen kısmı! gör uzuvlarımı, beş duyumu, beşi bir yerde uydurduklarımı, en çokta beşikten mezara uykusuzluklarımı.
Şiir
VATAN SAĞ OLSUN…
Bugün şehitlikteydim. Musa abinin de toprağını sularken çiçeklerin arasına iliştirilmiş küçük bir not gördüm: "Anneler günün kutlu olsun oğlum." O an içimde tarif etmesi zor bir sızı hissettim. Bir annenin, Anneler Günü'nde oğlundan çiçek almayı beklediği bir günde, elinde çiçeklerle oğlunun mezarına gelmesi ne ağır bir imtihan... Oğlunun ona uzatması gereken çiçeği, o; buz gibi mermerin ardında yatan evladına getirmişti. Musa abinin annesi her sabah şehitliğe gelir, oğluyla konuşur, hasretini toprağa anlatır. Bu not da o hasretin sessiz bir haykırışı. Bir annenin kalbinde yıllar geçse de dinmeyen özlemin, kapanmayan yaranın satırlara dökülmüş hâliydi. Şehitlikten ayrılırken anladım ki acı, sadece düştüğü yeri yakmıyor.Eğer insanın yüreği hâlâ hissedebiliyorsa, o ateş hepimizin içine dokunuyor. Çünkü bazı anneler için evlat hasreti hiç bitmiyor; bazı bayramlar, bazı özel günler hep biraz eksik kalıyor.
1000Kitap
Göğsümdeki boşluk
Bedenine bir daha dokunamamak... İnsanın evi yıkılır da altında kalır ya, öyle bir şey. Gövdem duruyor da içim göçmüş gibi. Nereye koysam ellerimi, sığıntı, nereye gitsem yabancı. Gözlerini görememek, Dünyanın bütün ışıklarının aniden kesilmesi sanki. Öyle bir karanlık ki, önümü göremiyorum, Yarın ne olacak, bilmiyorum. Bakıyorum ama hiçbir şeyi fark etmiyorum artık. Saçını okşayamamak var ya... İşte orası sözün bittiği yer. Benim bu dünyadaki tek şefkatim, tek sığınağımdı o saçlar. Şimdi dünya buz gibi bir yalnızlık, Zaman, geçmek bilmeyen bir sızı. İnsan, göğsünde böyle bir boşlukla nasıl yaşar? (ADEM ZENGİN)
Alıntı
Misss gibi soğuk kahve de içildi ( Bu defa da az şekerli yapmışım, birdahakine olacak İnşallah 🤣)
Reklam
Reklam