Bedenine bir daha dokunamamak...
İnsanın evi yıkılır da altında kalır ya,
öyle bir şey.
Gövdem duruyor da içim göçmüş gibi.
Nereye koysam ellerimi, sığıntı, nereye gitsem yabancı.
Gözlerini görememek,
Dünyanın bütün ışıklarının aniden kesilmesi sanki.
Öyle bir karanlık ki, önümü göremiyorum,
Yarın ne olacak, bilmiyorum.
Bakıyorum ama hiçbir şeyi fark etmiyorum artık.
Saçını okşayamamak var ya...
İşte orası sözün bittiği yer.
Benim bu dünyadaki tek şefkatim,
tek sığınağımdı o saçlar.
Şimdi dünya buz gibi bir yalnızlık,
Zaman, geçmek bilmeyen bir sızı.
İnsan, göğsünde böyle bir boşlukla nasıl yaşar?
(ADEM ZENGİN)