nontekemmül

nontekemmül
@buz_dagi
Paleontoloji-Beslenme
Dişler beslenmenin aynasıdır. "Bana bir canlının dişlerini göster sana onun ne yediğini söyleyeyim.” özdeyişi bilimsel bir gerçeği yansıtmaktadır. Dişlerin ayrıntılı makroskobik ya da mikroskobik analizi sayesinde günümüzde yaşayan ya da soyu tükenmiş fosil hayvanların diyet tipleri saptanabilir.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kirlenen çevre, azalan yeraltı ve yerüstü su kaynakları, verimsizleşen tarım arazileri ile bu büyük nüfus nasıl beslenecek? Bilim insanları gelecekte insanlığı rahatlatacak yeni arayışlara şimdiden ciddi ölçüde eğilmeye başladı. Yeni beslenme stratejileri de bu arayışın başında yer almaktadır. Köklü beslenme değişikliklerine şimdiden hazır olmalıyız.
üzerine bolca mütalaa etmelik
Gelecek
Neolitik Çağ köylülerinin evcilleştirdikleri domuz, sığır, koyun ve keçi, insanların diyetlerine yeni lezzetler kattı. Böylece, yaklaşık 9 bin yıl önce inek, koyun ve keçi sütü ile tanıştılar. Bunların fermantasyonundan ortaya çıkan yoğurt, ayran, kefir, tereyağı ve peynir, sofralarında yerini aldı. Beslenme alışkanlığındaki bu değişmenin insanların sağlığına, kuşkusuz, olumlu olduğu kadar olumsuz yansımaları da oldu. Evcil hayvanlardan brüselloz ve tüberkülozu kaptılar. Sütlerini içmeye başlayınca sindirim sorunları yaşamaya başladılar. İçtikleri şey anne sütünden farklıydı; bu evcil hayvanların sütü, insan bünyesine hiç uygun bir besin maddesi değildi. Sütten kestikleri bebeklerine, çoğu kez hijyenik koşullarda hazırlanmayan hayvan sütü karışımı lapalar yedirmeye başlayınca önemli sağlık sorunları ortaya çıktı; bebek ölümlerinde ciddi oranda artışlar oldu.
Antropoloji
Evcil hayvanların sütleri bağırsaklarımız için hiç de uygun değildir. İnek sütünün içinde insana alerji yapan proteinler bulunur. İneğin sütü, birkaç ay içinde yaklaşık 100 kiloya çıkan dananın beslenmesine yöneliktir. Yoğun biçimde büyüme hormonları içerir. İnek sütünde yer alan moleküllerin erişkinlere, çok içilmesi halinde, yarardan ziyade zararları dokunur. Ayrıca, bu besin maddesi süt şekeri dediğimiz laktoz içerir. Bunun ince bağırsaklarımızda parçalanıp glikoz ve galaktoza dönüşerek sindirilebilir hale gelmesi için de laktaz enzimine ihtiyaç vardır. Oysa, bu enzim bebeklikten itibaren azalmaktadır. Genetik kökenli olan (bu kişilerde laktaz enzimi doğuştan yoktur) süt hazımsızlığı ayrı tutulmakla birlikte, birçok insanın süte alerjisi bulunur. İçtiğinde hazmedemez, karnı şişer, sancılanır, hatta ishal olur ya da kusar. Okul çağında böyle sorunlar yaşayan çocuklarımıza ısrarla süt vermeyelim. Onun içerdiği birçok yararlı madde, hazmı daha kolay olan yoğurttan yapılan ayranda da bulunmaktadır. Üstelik mide ve bağırsaklarımız yoğurt, ayran, kefir gibi fermante olmuş ürünleri çok sever.
yazarın ete methiyeler dizip sütü eleştirmesi ???
Beslenme
Asla unutmamalıyız ki, "mucize besin kaynağı" diye bir şey yoktur.
Beslenme