Gün olur dünyanın sonu gelir, gün olur cennet infilak eder. Gün olur biri öyle anlaşılmazca ölür ki, durumu kavramaya zaman yetmez. Belki de böyle bir kişi, yarıda kalan hikayelerine devam etmek için hayalet olarak geri dönmeye çalışır. Oysaki gerçekten sadece çıkıp gitmelidir. Yol kenarında durmalı ve arabadan inmelidir. Siyah beyaza dönüşmelidir.
Yaşamımın, öyküdeki yeşil incir ağacı gibi önümde dallanıp budaklandığını görüyordum. Her dalın ucunda tombul, mor bir incir gibi eşsiz bir gelecek beni çağırıyor, bana göz kırpıyordu. Kendimi dalların çatallandığı noktada otururken görüyordum, incirlerden hangisini seçeceğime bir türlü karar veremediğim için açlıktan ölüyordum. İncirlerin hepsini ayrı ayrı istiyordum ama birini seçmek ötekilerin hepsini kaybetmek demekti ve ben orada karar veremeden otururken incirler buruşup kararıyor, birer birer toprağa, ayaklarımın dibine düşüyorlardı.