2001, insanlık tarihinin büyük dönüm noktalarından birinin öncesindeki bir tarihte yazılmıştı. Neil Armstrong ve Buzz Aldrin'in Huzur Denizi'ne ayak basmasından hemen sonra bu dönüm noktasını aşmış olduk. Artık tarih ve kurgunun yolları engellenemez bir şekilde çakışmış oldu. Apollo'daki astronotlar Ay'a yollandıklarında filmi çoktan seyretmişlerdi. 1968 Noeli'nde Ay'ın enginliklerine bakabilen ilk insanlar olan Apollo 8 mürettebatı bana, her an telsizle büyük siyah bir monolitin keşfedildiğini bildirecekmiş gibi hissettiklerini söylediler.
"hayır," dedi richard, "çünkü bunun yanı sıra, sende onun gururu, kendini beğenmişliği, kibri-"
"bunların hepsi özünde aynı, herkesten çok senin bildiğin gibi." james'in sesi, richard'ınkini kesti ve geri kalanımız irkilerek sessizliğe gömüldü.
"Neil Armstrong ve buzz Aldrin Ay'a ilk kez ayak basıp doğrudan dünyaya baktıklarında bizim savaşımızın ve küçük sorunlarımızın ne kadar önemsiz olduğunu fark ettiler. Bunun gibi deneyimler insanları değiştirip önemli olduğunu inandıkları şeylerin aslında önemsiz olduğunu fark ederler kendilerinin önemsiz olduğunu..."
Kimi insanlar dışarıya, dünyada hiçbir dertleri yokmuş, hayatındaki her şey harikaymış gibi bir izlenim vermek isterler. Onlara, "Nasılsın?" diye sorduğumuzda ilk cevapları genellikle, "Iyi" olur. Ama işler çoğu zaman iyi gitmez ve size yardım edebilecek birini bulmaktan utanmanıza gerek yoktur, ihtiyacınız olan yardım ister fiziksel, ister parasal, ister duygusal olsun.