En son Livaneli’nin Huzursuzluk eserini okuduğumda bu kadar kötü hissetmiştim kendimi. Bu defa biraz daha fazla etkiledi diyebilirim. Okurken dikkat edin… Bütün duygularımıza ağır hasar verebilir..
Kitabı iki bölüme ayırmak istersem birinci bölümde milliyetçilik, ötekileştirme, sınıflara ayrılma diye sınıflandıracağım milletlerarası temel problem etrafında dönün bir aşk hikayesi ile okuma zevki oluşturuyor. Zengin kız fakir oğlan veya farklı milliyetlerdeki iki kızın imkansız aşkına benzeyen hikaye görünümündeydi. Ancak zamanla nefretle bağlayan aşk büyük bir tutkuya döner.
Nefretle başlayan bu aşk kitabın ikinci bölümünde farklı bir boyuta döner demiştim.
İkinci bölüm ise acımasızlığın, soykırımın, katliamın insanlar üzerindeki duygusal ve toplumsal yıkımlarını bütün gerçekliğiyle hissediyoruz. Kahramanların aşkı bu sefer acıya, drama ve trajediye dönüyor…Bosna katliamını bir aşkın gölgesinde işlemek bu kadar etkili anlatmak gerçekten güçlü bir dili gerektirir. Yazar da bunu çok iyi başarıyor. Katliamın gölgesinde sevginin ve tutkunun yaşanması da hala sevgiye dair umut etmek gerektiğini anlatıyor. İlk defa bir incelemede bu kadar zorlandım diyebilirim. Kitabın neresinden bahsetsem bilemedim. Diyeceğim şu ki başlık bende oluşan duygunun tam karşılığı oldu.
Yazarın akıcı dili okumayı kolaylaştırıyor. Kitap bir çırpıda bitiyor. Okumaktan korkmayın zevkle ve hüzünle okuyup bitireceğiniz bir eser…