Ben bunu istemiyorum demenin çevremizce tuhaf algılandığı durumlara kendimizi zorla uyumlamaya çalışmak da içsel olarak kaygıya yol açıyor. İstemeden, sırf toplum laf etmesin diye okunan okullar, başlatılan ilişki ve evlilikler, doğurulan çocuklar, seçilen meslekler, hatta yemek ve kıyafet tercihleri gibi basit şeyler bile kaygı doğurabiliyor.
Türkiye'de insan, diğerlerinin iddia ettiği kadar aşağılık biri olmadığını çok geç anlıyor, kendini beğenmeyi, takdir etmeyi, bunun bir suç falan olmadığını, diğerleriyle uyumu kaybetmemek için kendi becerilerini bastırmasının aslında herkes adına bir kayıp olduğunu uzun yıllar içinde keşfediyor.
Kendini mercek altında hissetmenin bir diğer güncel sebebi ise sosyal medya. İnternette servis edilen beden, kimlik, imaj algısının kullanılan filtrelerin insanları bir yarış atı gibi gören başarı anlatıları ve pompalamaların hepimizde nasıl bir performans kaygısı yarattığı hepinizin malumu.
Tüm bunlar da irkilmelere, kendimizle acıklı yüzleşmelere, sahte görüntüler yaratmamıza, sonra insanların bizimle ilgili hüsrana uğrama olasılığının kaygısını içimizde taşımamıza sebebiyet veriyor.