Dilan Bayram

HERKES BİLSİN! BEN HARİKA BİR KİTAP OKUDUM!
10/10
·516 syf.··
2021 6. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2021 02:31
Kitap, İstanbul'un zengin ailelerinden birisinin oğlu olan 30 yaşındaki Kemal Basmacı ile uzaktan akrabası olan 18 yaşındaki fakir tezgahtar Füsun'un önce cinsellikle başlayan, daha sonra büyük bir aşka dönüşen ilişkisini ve Kemal'in Füsun'a olan aşkının, Füsun'un yokluğunda bir hastalığa, bir saplantıya dönüşmesini anlatıyor. En çok yarım bırakılan kitaplardan birisi olan Masumiyet Müzesi, bir aşk hikayesinin yani sıra dönemin zihniyetini oldukça çarpıcı ve iğneleyici bir şekilde ele alıyor. Hiperrealist bir tarzda ele alınan roman, insanın heyecanını -özellikle sonlara doğru- diri tutuyor. Hele yazarın kendisini ve eserlerindeki karakterleri üçüncü şahıs olarak kitaba koyması yok mu, muazzam! Gelişme kısmında Kemal'in dengesiz duyguları ve buhranlı ruh hali, yazarın en ufak ayrıntıların bile üzerinde oldukça durması beni biraz sıktı. Ama kitap Postmodern anlayışıyla yazıldığı için böyle bir üslubun kullanılmasını zaten beklemem lazımdı. Gelişme kısmının sıkıcı olmasının bir nedeni olarak da okuyucunun sonuç kısmını hak etmesi gerektiği olduğunu düşünüyorum. Çünkü sonuç kısmı o kadar muhteşemdi ki öyle bir şeyi okuyabilmek için biraz çile çekmek gerekir. Sıkıldığınız kısımları tamamen yok ediyor. Kısaca: Ben bir kitap okumadım, ben bir hayatı izledim. Ben bir hayatı yaşadım. Iyi ki de yaşadım. AH BE ORHAN PAMUK, SEN NASIL BİR YAZARSIN..! Orhan Pamuk okumaya bu kitapla başlamayın. Çünkü yoğun bir anlatıma sahip olan bu kitabı okuması uzun sürüyor. Kitaptan sıkılıp öyle muhteşem bir yazardan kendinizi mahrum birakabilirsiniz.
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma
Reklam
7/10
·50 syf.··
2021 7. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mart 2021 06:37
Kitap, hayatı tamamen tersinden yaşayan bir insanın hikayesini anlatıyor. 70'li yaşlarinda bir adamın görüntüsüne, zihnine ve zevklerine sahip olarak doğan Benjamin Button, yıllar geçtikçe gençleşerek bir bebek olarak olarak ölür.  Yaşı ile görüntüsü arasındaki uyumsuzluktan dolayı yaşadığı zorlukları, bu zorluklarla savaşmak icin verdiği mücadeleyi ve kendisini insanlara kabul ettirmeye çalışma hırsını ve sabrını anlatıyor. Yazar, Mark Twain'in "Hayatın en iyi kısmının başta, en kötü kısmının da sonda olması ne yazık." sözü üzerine kitabı kaleme almış. Alışılmışın dışında bir kurguya sahip olan bu kısacık kitabı okurken çok keyif aldım. Diyaloglar genellikle eğlenceliydi ve bu da kitabı oldukça akıcı bir hale getirmişti. Kitabın filmi de var ama aralarında sadece konu bakımından benzerlik var diyebilirim. Bu yüzden önce filmi izleseniz de hiçbir şey olmaz. Çünkü acayip farklı. Normalde bir eser sinemaya uyarlandığı zaman kitabın %40'ı işlenmez. Ama bu kitapta tam tersi olmuş.  Filmi, kitaptan daha uzun ve daha detaylı olarak yazılmış. Yazar kitabı hiçbir ayrıntının üzerinde durmadan oldukça yüzeysel bir şekilde kaleme almış. Bu durum okuyucunun kafasında biraz boşluklara sebep oluyor ama sanki masal okuyormuşsunuz hissi de veriyor. Kitap benim açımdan oldukça eğlenceliydi. Tamamen çerezlik bir kitap olan bu değişik kurgulu eseri kesinlikle okumalısınız.
Benjamin Button'ın Tuhaf HikayesiF. Scott Fitzgerald · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202027,8bin okunma
5/10
·224 syf.··
2021 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2021 00:50
Tüm hikaye iki bacağını kaybetmiş ve beyninde bir kurşun ile hastane odasında ameliyat olmayı bekleyen Hariciye memuru Peyami'nin hatıra defterinden aktarılıyor. Yıllar önce annesi tarafından evlenmesini istediği ama Peyami'nin reddettiği Ayşe'nin, çocuğunun ve eşinin Izmır Isgali'nde katledilip Ayşe'nin Peyami'nin de arkadaşı olan ağabeyi Cemal'in yanına, Istanbul'a gelmesiyle başlıyor her şey. Aralarına orduda subaylık yapan Cemal'in arkadaşı İhsan'ın da katılmasıyla ortaya aşk, kıskançlık, hırs, vatanseverlik ve gözü karalığın harmanlandığı bir hikaye çıkıyor. Kurtuluş Savaşımızın ilk romanı olan bu kitabı yıllar önce okumaya başlamıştım ama bana hitap etmediğini düşündüğüm için devam etmemiştim. Çünkü ben tarihi tarihte okumak isteyen bir insanım. O yüzden kitaba aşırı ön yargılıydım. Ama kitap düşündüğümün aksine  güzel ilerledi. Diğer kitaplara nazaran okuyucuya kendisini erken açan bir kitap. 20-25 sayfadan sonra İzmir ve İstanbul Işgalinde yapılan zulümlerin birkaçı hakkında yazılanlar kanımı dondurdu. Evet, savaşların büyük kötülükler getirdiğini biliyoruz ancak detaylara inince "kötülük" kelimesinin yapılanlar karşısında gayet masum bir sözcük olduğunun farkına varıyorsunuz. Kitap genellikle akıcı ama sonlara doğru akıcılığını kaybediyor. Bu da ben de "Bitse de gitsek" hissiyatı yarattı. Diğer sorunu, Can Yayınları yazarın diline sadık kalıp sadece imla hatalarını düzelttiği için kitapta çok fazla eski kelimeler vardı. Evet, kitabın sonunda kelimelerin günümüz Türkçesindeki hali verilmiş ama kimsenin pek dönüp bakacağını zannetmiyorum. Bu yüzden kitap beni biraz zorladı.  Ayrıca kitabın ön sözü ve son sözünü kesinlikle okumalısınız.
Ateşten GömlekHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202530,2bin okunma
53 yıl 7 ay 11 günlük bir sabrın, umudun ve aşkın hikayesi.
7/10
·448 syf.··
2021 4. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2021 19:15
Kitabın içeriğinden ancak bu kadar bahsedebildim. Çünkü başka ne söylersem spoiler olacaktı. Kitap benim için oldukça zor bir kitaptı. Giriş kısmını anlayabilmek için iki kere okudum. Ama ya diline alıştığımdan ya da yazar sonlara doğru üslubunu hafiflettiğinden dolayı kitabın son 50 sayfası gayet akıcıydı. Diyaloglar neredeyse yok denecek kadar azdı. Yazar konuşmalardan ziyade karakterlerin düşüncelerini ve ruh halini aşırıya kaçan bir betimleme ile ortaya koymuş. Ilk defa bahsedilen bir karakter için konu birden kesilip yeni karakter hakkında doğduğu zamandan ilk defa bahsi geçtiği ana kadar ki süreyi anlatan en az iki paragraf yazı yazılmış. Bu maalesef zaten zor bir dili olan kitaptan kopmanıza hatta bazen sıkılmanıza bile yok açıyor. Bu yüzden kitap bir oturuşta en fazla 20-25 sayfa okunmalı diye düşünüyorum. Belki de ben bu yazarı okumaya yanlış kitaptan başladığım için böyle hissetmiş olabilirim. Ayrıca kitapta bahsedilen aşk tanımı bana biraz ters geldi. Aşk, sadece kalbin ve aklın bir kişide vurgun kaldığı ancak bedeninin her türlü karşı cinse açık olduğu bir olgu değildir benim nazarımda. Zaten Florentino Ariza bana her zaman garip gelmiştir. Hiçbir durumu normal yaşamıyor. Aşık olduğunda kolonya içiyor ve çiçek yemek istiyor. Bana aşktan ziyade biraz hastalık gibi geldi. Belki de ben bu kitabın asıl anlatmak istediğini anlayamamışımdır. Favori karakterim Doktor Juvenal Urbino'yu çok daha fazla okumak isterdim ve hikâyede çok daha ön planda olmasını isterdim. Femina Daza ise bende bir dediği bir dediğini tutmayan kibirli bir insan izlenimini yarattı. Burnundan kıl aldırmıyor ve haksız olduğuna adı kadar emin olduğu durumlarda bile bunu kabul etmiyor. Gerçekten çok gel-gitli bir karakter. Yalniz kitabın sonlarına doğru 74 yaşındaki bir adamın 14 yaşındaki bir
Kolera Günlerinde AşkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202011,2bin okunma
9/10
·221 syf.··
2020 1. kitabı
·
57 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2020 00:23
Başkahramanımız Joseph K. kendi halinde yaşayan bir banka memurudur. Bir sabah kapısına üç tane adam gelip kendisinin suçlu olduğunu ve hakkında bir dava açıldığını söyleyerek onu apar topar götürürler. Ancak K.'nın neyle suçlandığı hakkında hiçbir fikri yoktur. Bir süre suçunun ne olduğunu öğrenmek için çabalayan K. artık bu durumdan sıkıldığı için umursamamaya başlar. İşler ciddiye binince suçunu öğrenme arzusundan vazgeçen K.'nın artık tek gayesi ne ile suçlandığını bilmediği bu davadan kurtulmak olmuştur. Tamamen imgesel anlatımla eserlerini meydana getiren Franz Kafka'yı kitabın temasını bilmeden okuyunca bir süre sonra "Ne diyor bu adam?" diye anlamsızca kitaba bakakalabilirsiniz. O yüzden Franz Kafka okumadan önce kitabın temasını araştırmak ve temasını bildikten sonra okumak kitabı bence daha sürükleyici ve anlamlı kılıyor. Bu eserinde Dava olarak söz ettiği şey aslında "Hayat"tır. Ben bu kitabı okurken K.'nın davanın ne olduğunu bulmak için uğraşmasını "hayatın anlamını aramak" olduğunu, bir süre sonra da artık suçunun ne olduğunu boş verip davadan sıyrılma arayışına girmesini de "hayattaki anlamı bulacağına karşı ümidini yitirdiği için artık sadece bu hayattan en az zararla gitmeyi amaçladığını" düşünüyorum. Kitabı gerçekte ne anlattığını bilerek okuyunca muazzam bir hal alıyor. Bence okumalısınız.
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,8bin okunma
Reklam