Öğretmeni düşünüyordum, her günün sonunda bir günbatımı olduğunu, yaşamayı sürdürürken tabutlanıp gömülmenin kader olmadığını, karanlığa dair hiçbir şeyin üstesinden gelinemeyecek kadar azametli olmadığını, açılacak daima yeni sayfalar olduğunu, eskiye tutunmayı bırakıp kendimizi sembolizme, en umulmadık yorumlara açmamız, kendi saklı tutkularımızı, yitirdiğimizi sandıklarımız da açığa çıkarmamız gerektiğini söyleyişini düşünüyordum.
Ölüme kendini öylece teslim etmenin hayal edebileceğinden çok daha güzel olduğunu, ne yerçekiminin ne balistik kurallarının ne de hiç doymayan açlığın daha büyük zevk vaat etmediğini bilerek, bu arzunun şehvetli alanına kenarından dokundu. Titreyerek yokladı onu: Elim mahkum anımsayacağım.