Babasının mezarının başına geldiğinde, onun 29 yaşındayken öldüğünü anımsayan Camus, bu mezar taşının altında yatan adamın, yani hiç tanımadığı babasının kendisinden daha genç olduğu düşüncesiyle sarsılmıştı.
Düşünmeye başlamış olmanın kıyameti ve bu kıyamette dahi yaşama tutunmayı ve halen onu arzulamayı başarmak...
Yaşamakta, yaşamın tüm absürditesine rağmen ısrarcı olmak; onun için mücadele etmek, didinmek, çabalamak... İşte Camus'nun ve felsefesinin asıl mucizesi buydu.