"Asla sorulmayan sorular cevap gerektirmezdi."
Çürümüş sistemler,sömürgeleştirilmiş toplumlar ve daha onlarca yozlaşmış birim ve yönetim.
Kimin sorması gerekiyordu bu daha nereye kadar böyle gider sorusunu? Sistemin içindekiler mi daha iyi görürdü yanlışları yoksa bu sistemin kurbanları mı?
Peki ya hangisinin direnişi daha etkili olurdu?
İnsanları birleştirmek için kullanılan dillerin toplumdaki eşitsizliği yaratan temel unsur olduğunu hiç düşündünüz mü?
Gümüşten külçelerin çalıştırdığı sihirli bir çeviri dünyası.Her düzeni kelimelerin gücünün belirlediği,çarkları kelimelerin döndürdüğü bir dünya.Her şeyin sömürgeleştiği bu düzende sömürülen diller de elbette ki olmalıydı.Çünkü"Diller sadece sözcüklerden ibaret değildir.Dünyaya bakma biçimleridir.Uygarlığın anahtarlarıdır.Ve bu,uğruna öldürmeye değecek bir bilgidir."
Bu kitap dillerin ve gümüşün sömürgeleşmesi,yavaş yavaş sömürgenin en değer verdiği şeyi kendi eliyle yakıp yıkmasını ve tarihin bir zincir gibi kendi akışında dönmesini, ezilenin nerede olursa olsun ve ne kadar küçükte olsa bir ateşle devrim başlatabileceğinin,değişimin eylemlerin değişiminden önce fikir değişikliğinden başladığının bir kanıtıdır.