Nerden baslicam bilmiyorum, yazim hatalari yaptiysam daha en baştan özür diliyorum sizden.
Bu kitaba baslarken nasil beklentilerim vardi? Aslina bakarsanız pek bir beklentim yoktu, internette görmüştüm, dark academia bir kitaptı ve dark academia ya bir giris olsun diye bir sans vereyim demistim, ayni sekildede poppy war in yazari oldugu için ayri bi ilgimi cekti, cunku azicik bile kitapla ilgileniyorsaniz poppy war in efsane serilerden biri oldugunu duymussunuzdur. Kitap icinde sıkıldım mi? Cok deil, cunku kitap, personalmente, sikilmama izin vermedi, hayir diyorum tam sikilicam, yine bir bilgi, yeni bir olay, yeni bir gercek! Resmen sikilmama izin vermedi babel bana. Kitabi italyanca okudum, ve o kadar zor bir dili oldugunu düşünmüyorum, sadece bildigimiz akademik bir dil. Asil seyde orda iste! Rebecca resmen normal dil ile muziceler dökmüş kağıda. Ve duyduklarima gore, Rebecca poppy war trilojisini, babel i yazmak icin alistirma olarak kullanmış, ne kadar dogru orasini bilemem, poppy war Ida okumadim ancak beni agzim acik birakti diyebilirim bu fact. Ve sunu soylicem; babel dark academia deil.
Kitap cok farkli dallara ayriliyor, her birinden bikana kadar konuşmak istiyorum.
Okumak isteyenlere kisa bir onizlem yapayim. Ana karakterimiz, Robin, Oxford a, Londra ya translation bolumunde okumak icin, ulkesinde, cantondaki diger vatandaslardan ayricalikli sekilde, tutoru ve ayni zamanda ogretmeni olan profesor lovell ile gelir ve onunla ayni bolumu okuyan ve ayricalikli gelen diger 3 arkadaşlariyla tanışır; ramy, victorie ve letty.
Her sey mukemmel giderken Robin bir gece babel kulasinin yakinlarindaki parkdaki calilarin arasinda fisiltilar duyar. Ardindan 3 kisi görür. Robin sanki aynaya bakiyormus gibi hisseder. Sanki karşısında elinde gümüş tabletler tutan ikizini