Burada/başka yerlerde bazı söylemlere denk geliyorum. Bu konuların burada ne kadar anlam ifade ettiğini kestiremiyorum ama sabah sabah kısır bir diyaloğu daha görünce yazmak istedim.
Türkiye'nin içinde bulunduğu durum, bir toprak için insanlarını öldürmek olarak algılanmış kimilerince; savaş kötüdür, çiçekler dağıtalım.. vs. Bunlar hümanizmi aşan tavırlar; pembe gözlüğü değil üç maymunu hatırlatıyor.
Kimisi de türklük, kürtlük, ırkçılık olayına girmiş. Hala bunlar konuşulabiliyor bu zamanda, orası ayrı, bir de bunun üzerinden iç parçalanmaya, hedef yanıltmaya destek çıkılıyor.
Aslında olan şu ki, Türkiye yüzlerce yıl geriye götürülmek isteniyor -belki bin yıl- ve bunun için bazı maşalar/kuklalar kullanılıyor. Bunlar tabi ki sonrasında bez gibi kenara atılacaklarını göremiyorlar, kendilerince kutlu bir hedefe gidiyorlar.
Ve bu sadece Türkiye'de yaşayanları değil, Türkiye'de yaşamayanları da ilgilendiriyor. Bu halde iken bu topraklarda güven içinde olan kişiler intihar girişimlerinde bulunuyor, farkında bile değiller.
Türkiye o bölgedeki bilmem kaç terörist ile savaşmıyor; Batı'nın çirkin yüzü ile savaşıyor, kuklaları ile savaşıyor, emperyalizme-siyonizme-maskelere karşı savaşıyor, namusunu korumak için, hafızasını kaybetmemek için, yerlisi-yabancısı-mültecisi için, 'Türkiye' ismini duyunca sınırların kilometrelerce ötesinde yüzü gülen insanlar için savaşıyor.
Üzülerek söylüyorum ki tarihin silinmesi ile karşı karşıyayız. Halimiz seferberliği gerektirirken neler konuşuluyor.
Hedef toprak parçası değil, hedef toprağın taşıdıkları; yani kültürü, inancı, bilimi, gücü, ayakta duruşu, bu topraklarda yaşayanların benlikleri, buraya sığınmışların umutları...
Zaten içten içe ruhunu delik deşik ettileri yerlerin resmiyette bitişi için bu çaba.
Afedersiniz "Özgürlük"