hatiice

hatiice
@bzkrthatiice
"Neye yaklaşsam sonu uzaklık ve kırgınlık, anladım ki yok Allah'tan başkasına yakınlık." Necip Fazıl Kısakürek instagram.com/hatice.bozkurt....
9/10
·208 syf.··
2018 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2018 22:58
Buğu, Nur’un başından geçenler. Bir kitap, Ne kadar bana yakın ne kadar benden uzak. İstanbul’daki mimariye âşık bir beyefendi; Yasef; sanata âşık, Nur’a âşık. Hayatta başarabildiği tek şey bir kadını sevmek. Nur; sanattan anlamayan zarif bir kız; dâvâ’ya âşık, Filistin’e âşık. Belli ki ölüme bakıyor çünkü belki de ölüme bakınca yaşanabiliyor, hayatın hakkı ancak bu şekilde verilebiliyor. ‘’Öldüğümüz için mi hayata bakıp duruyoruz yoksa? Yaşasak ölüme bakardık.’’ (s. 23) Bir yazar, bir karakter; Nihan Kaya yani Ferda. Ne kadar hayal ne kadar gerçek. … Yazarımız Nihan Kaya psikoloji alanında yaptığı yüksek lisans tezi için Bakırköy Deliler Hastanesi’ne gidiyor. Orada eşiyle beraberindeki adamı öldüren ve şizofreni hastası olan Yasef, yazarımızla konuşurken hayat hikâyesi gün yüzüne çıkıyor. Yahudi asıllı tüccar bir Musevi ile savaşın içine doğmuş, ailesini kaybetmiş, doğduğu topraklardaki zulmü ciğerlerinde soluyan Filistinli bir kızın; yani Yasef ile Nur’un hikâyesi. Bu hikâye tez konusu olamıyor ama gerçek bir romana dönüşüyor. Ve bu yüzden kitap ‘gerçek’ ve ‘roman’ olarak iki ayrı koldan gidiyor, gittikçe gerçek ve roman birbirine giriyor. Gerçeğin ne kadar gerçek olduğunu ise sayfa 102’de; ‘’Romancılar yalan söyler. Hatta bunu Giritli Epimenides de bilir.’’ sözü anlatıyor. (Epimenides paradoksunu hatırlatayım; Giritli Epimenides diyor ki; ‘’Tüm Giritliler yalancıdır.’’ ) Sonrasında ise Voltaire’den bir iktibas: ‘’Tarih, doğruymuş gibi gösterilen gerçekleri resmeder. Hikâye ise kurmacaymış gibi gösterilen gerçekleri resmetmektedir.’’ İşte böylece alt metinleri yakaladığımızda gerçek ve kurmaca arasında gel-gitler yapıp karaya oturuyoruz. Kitapta ara ara öyle kelimeler çıkıyor ki ‘Şimdi bunun burada ne işi var?’ diyorsunuz ama sonrasında her şeyin aslında yerli
Sinema
BuğuNihan Kaya · İthaki Yayınları · 2019873 okunma
Reklam
9/10
·90 syf.··
2018 14. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 01 Mart 2018 23:13
Aslında inceleme yazmayacaktım, ama kitabı aldığım kütüphanenin yapmış olduğu bir yanlışlığı çok manidar buldum, sizinle paylaşmak istedim. Kitabımız: Hüzün ve Tesadüf Yazarımız: 'Mutlu' Kutlu Şaka değil, işte burada :) i.hizliresim.com/6JMpv9.jpg Madem yazdım, şuradan sesleneyim: - Mustafa amca, sen bize Seyfettin'i anlattın ama üç sayfa, sadece üç sayfa. Ben sandım ki sen onu bize uzun uzun anlatacaksın, biz kendimize ömürlük bir yol arkadaşı bulacağız, ama yoktu, bu kadardı, üç sayfada kaldı, üzdü. Ama sevdik. Seyfettin'i sevdik. Yol arkadaşı olamayacaksak da sevdik. Böyle bir kardeşimiz var, bildik. Bu da bize yeter dedik. Sonra ne yaptın, Seyfettin olmasa da yaparsın, dedin. "Bir şey yap güzel olsun, iyi olsun, adil olsun, barış olsun." dedin. Güzelliklerle dolu bir üç sayfayı da buraya bıraktın. Sonra "Uysallığın Lüzumu Yok İsyanın Sırası Değil" dedin Mehmet Akif'i hatırlattın. "Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;  Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.  Biri ecdadıma saldırdımı, hatta boğarım! ... -Boğamazsın ki!  -Hiç olmazsa yanımdan kovarım. Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;  Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam. Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;  Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!  Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?  Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!  Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim, Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!  Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım. Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım! 
Edebiyat
Hüzün ve TesadüfMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20074,878 okunma
8/10
·366 syf.··
2018 13. kitabı
·
78 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2018 20:03
Haluk Yavuzer, Türkiye'de Çocuk Psikolojisi alanında sayılı isimlerden biri. Yavuzer'in, batı temelli kuramlardan faydalanıp kendi bilimsel çalışmaları ve deneyimleriyle Türkiye penceresinden aktardığı bu eseri, alanındaki kaynak kitaplardan biridir ve üniversitelerde ders kitabı olarak okutuluyor. Sadece anne babalar ya da çocuk eğitimi üzerine çalışanların değil, etrafında çocuk bulunanların, daha doğrusu sosyal hayat içinde yer alan herkesin çocuklar üzerine bilincini arttırması gerekiyor. Çünkü çocukların/gençlerin dönemsel olarak değişen tavırlarının ve bunlara nasıl yaklaşılacağının bilinmesi; hareket ve tepkilerde daha dengeli olunmasını sağlıyor. Çocukları gözlemlerken, iletişim kurarken beklemediğim bazı tepkileri oluyordu, kitapla beraber bunların aslında olağan şeyler olduğunu görünce anladım ki sadece bu süreçleri bilmek ve iyi bir şekil atlatabilmek gerekiyor. On bölümden oluşan kitapta doğum öncesi dönemden başlayıp 20'li yaşlara kadar genel hatlarıyla tüm süreç anlatılmış. Dil olarak akademik olduğu için çok akıcı olduğunu söyleyemem ama faydasını düşününce bu göz ardı edilebilir. Ve ilginiz varsa zorlanmadan okursunuz zaten. Ablamda çocuk psikolojisi ve gelişimine dair bir kütüphanelik kitap olduğu için ara ara kurcalamışlığım var bu kitapları; şunu diyebilirim ki aradığınız yaş grubuna odaklı ve dili daha akıcı çokça kitap olmasına rağmen, bu kitabı kapsayıcılığı ve bilimsel anlatımı sebebi ile kütüphanenizde bulundurmak isteyeceksiniz.
Eğitim
Çocuk PsikolojisiHaluk Yavuzer · Remzi Kitabevi · 2014759 okunma
8/10
·136 syf.··
2018 10. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2018 21:13
"İstiyorum yeniden bir hilkat istiyorum, Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum. Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.." Bu sözleri ile kendisini araştırmaya başladığım Serdengeçti, gün yüzüne çıkması gereken bir şahsiyet ve dava adamı imiş. Asıl adı Osman Zeki Yüksel'dir, çıkarmış olduğu "Serdengeçti" dergisi ve mücadelesi sebebiyle zamanla bu lakabı almış ve soyadı olarak kalmış. Bu kitabı beş bölümden oluşuyor; İlk bölümü kitaba adını veren 'Bir Nesli Nasıl Mahvettiler' adlı kısa roman yani şimdilerdeki ifadesi ile novella . Bu kısmı gerçekten sevdim, zaten zamanında da halk tarafından çok rağbet görmüş. Kuvvetli bir dil ve akıcı bir üslup ile o dönemin vahim durumunu yansıtmış. Kitabı okurken "Gül Yetiştiren Adam" kitabı geldi aklıma; aynı dert, farklı teknik, birbirinden değerli iki eser. Bu kısımda eğitmenler-öğretmenler vasıtasıyla temiz dimağların nasıl dumura uğrayabildiğini, neslimizi teslim ettiğimiz kişilerin ne kadar dikkatli seçilmesi gerektiğini anlıyoruz; bu süreçte nasıl can çekişmelerin olduğunu, değişimin acı yüzünü, bataklığa adım adım nasıl girilebildiğini görüyoruz. Yeniden ayağa kalmayı ancak bozulmanın nasıl olduğunu anlayabilirsek sağlayabileceğimizden, bu yazısını okuyun derim. İkinci bölümü Serdengeçti'nin siyaset içerisinde iken yaptığı radyo konuşmalarını içeriyor. Siyasetin kirli yüzünün kendisini de etkilediğini itiraf ediyor. Ama kendi partisinden ihraç edilecek kadar da inandığı gerçekleri savunuyor. Dosdoğru diyemesek de heyecanlı ve halka coşkuyu verip harekete geçirebilen zeki, hazır cevap bir siyasetçi olduğu aşikar. Bu kısım dönem hakkında fikir edinmemizi de sağlıyor. Üçüncü bölümde Ayasofya için yazdığı duygusal bir metin ve bu metinden dolayı kendisine açılan davaya reddiyesi yer alıyor. Dördüncü bölümde Mevlâna'ya
Siyaset
Bir Nesli Nasıl MahvettilerOsman Yüksel Serdengeçti · Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları · 20201,208 okunma
9/10
·107 syf.··
2018 8. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2018 22:58
Kendime sakladığım bir incelemem var, ne kadar inceleme denir bilemiyorum gerçi. Ama siz de bilin istiyorum bu kitabı, o yüzden buraya da birşeyler karalıyorum. Öncelikle şunu bilin ki bu öykü kitabını bana tavsiye eden kişi çokça öykü okumuş ve bunlar arasından bir tavsiye vermiştir, yani nadide bir kitaptır kendileri. Altı adet kısa ama dolu dolu öyküden oluşuyor ve hepsi de bizden birşeyler taşıyor, bizden olmasa annemizden, babamızdan, komşumuzdan, arkadaşımızdan. Bazen otobüste bir teyzeye selam verirsiniz de muhabbet etmeye başlar sonra onun hayat hikayesini dinlersiniz ya, ya da bir bekleme salonunda bakışları derin bir abla sizdeki samimiyeti hissedince tavsiye babında hayatından birkaç kesit sunar size, işte bu öyküleri okuyunca yaşını başını almış insanlar size gençliklerinden, geçirdiklerinden haberler taşıyor gibi de hissedebilirsiniz, yaşadıklarınızı da hatırlayabilirsiniz. Ne köyden hikayeler diyebilirim ne şehirden, ikisi arasında birşey, bizim toplumumuzdan, bizden. Ve okurken kalbinizde hep bir kuş olacak, bazen ağlayacak bazen gülecek. Yazarı Mustafa Çiftçi bizi bize çok sade ve akıcı bir dille anlatmış ama kendi üslubu ile, yani öyküler sanki farklı bir imzaya sahip, başka bir tadı var. Hikayelerden bahsetmem doğru olur mu bilemedim, hiç alıntı da paylaşamadım ama kitabı ara ara elime alacağım için alıntılar ekleyebilirim. Özel bir kitap, okuyabilirseniz en yakınızdaki kişiye de okutmak isteyeceksiniz. Lütfen okuyun.
Ah MercimeğimMustafa Çiftci · İletişim Yayıncılık · 20171,605 okunma
Reklam