hatiice

hatiice
@bzkrthatiice
"Neye yaklaşsam sonu uzaklık ve kırgınlık, anladım ki yok Allah'tan başkasına yakınlık." Necip Fazıl Kısakürek instagram.com/hatice.bozkurt....
Gerçek aşktan mutlu evlilikler doğar
Gerçek Aşkın gözü büsbütün de kör değildir. O pek çok güzellikleri gördüğü gibi birçok kusurları da gözden kaçırmaz. Kulun kusursuz olmayacağını da asla hatırından çıkarmaz. Mesela erkeğin sigara içmesi kadının hiçbir zaman hoşuna gitmeyebilir; kadının söz verdiğini yapmayışı erkeğin canını sıkabilir. Fakat bütün bunlara rağmen eşler birbirlerine değer vermekten vazgeçmez. Öyle anlaşırlar ki beraber oldukları zaman yalnız oldukları zamankinden çok daha iyi bir hayat sürdüklerini anlamışlardır. Hiçbir aşk bir ağacın büyümesi gibi düpedüz olmaz. Zaman zaman pürüzlerle karşılaşır fakat aşk sanatı odur ki güzelliklerle karşılaşıncaya kadar pek çok çileler kahırlar çekilsin; sabredilsin. Gerçek aşk gün geçtikçe değerinden bir şey kaybetmez aksine yıllar ilerledikçe şiddetlenir, artar. Aşkın bizzat kendisi sevmeyi öğretir zamanla. Gerçekten sevilen bir şeyin sevgisi ise asla kaybolmaz. Onun tesiri daima kalır.
Sayfa 27 - Foliant Yayınevi·Kitabı okuyor
Aile - Evlilik
Muammer Ünal isimli okura yanıt verildi
hatiice
Son paragrafta ifade edildiği üzere gerçek olan aşk sevgiyi de öğretir, yani sevgi ile anlamlı hale gelmiş biçimi olarak anladım ben.
Reklam
6/10
·152 syf.··
2017 32. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2017 00:00
Kitapta Hz. Bilal gözünden olaylar ve Hz. Muhammed anlatılıyor.Otobiyografik görünümlü roman diyebiliriz sanırım. Yazarı H.A.L.Craig'in müslüman olup olmadığı bilinmiyor ama meşhur ''Çağrı'' ve ''Çöl Aslanı:Ömer Muhtar'' filmlerinin de senaristliğini yapmış olmasından yola çıkarak İslam'a çok çok yakın olduğunu söyleyebiliriz. Kitabında da İslam'ın güzelliklerini ifade etmekten kaçınmamış. Aslında İslami bir alanda yazıldığı için Hz. Bilal'in dilinden anlatırcasına yazılması biraz tehlikeli.Erişilen kaynaklar dışında yazarın hayal gücü ile sürükleyiciliği sağlandığı için bu konuda rahatsız olduğumu ifade etmeliyim. Eleştirel okumaktan uzak olan bir kesim var; bu durumda okuduğu kitapları tamamen doğru bilgilerin derlenmiş hali olarak görebilecekleri için böyle kitaplar biraz riskli diye düşünüyorum. Ama o dönemin ütopik olmadığını bizim gibi insanların o dönemlerden geçtiğini hissettirebildiği için yani İslam'ın hayatın içinden olduğunu hatırlattığı için de faydalı olabileceğini düşünüyorum. Üsluba gelirsek; betimlemelerle zenginleştirilmiş, kimi yerde hüzne boğuyor ama okurken akışın garip hale geldiği yerler mevcut. Çeviride yer yer sıkıntılar olduğunu da söylemek gerek. Velhasıl, kitabı okurken bazı rahatsızlıklar üzerimde hep bulunsa da genele bakınca okunabilecek bir kitap diyebilirim.
Ben BilalH.A.L. Craig · İnsan Yayınları · 2019521 okunma
Hayriye kılıç isimli okura yanıt verildi
hatiice
Geç cevabım için kusura bakmayın, siteye pek nadir giriyorum. Yüksek lisans zamanlarında arkadaşlarımızla okuduğumuz, tahlilini yaptığımız kitaplardan biriydi. Hem güzel yorumunuz için hem de bana 5 sene önceyi, o güzel zamanları hatırlattığınız için çok teşekkür ederim.
9/10
·208 syf.··
2018 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2018 22:58
Buğu, Nur’un başından geçenler. Bir kitap, Ne kadar bana yakın ne kadar benden uzak. İstanbul’daki mimariye âşık bir beyefendi; Yasef; sanata âşık, Nur’a âşık. Hayatta başarabildiği tek şey bir kadını sevmek. Nur; sanattan anlamayan zarif bir kız; dâvâ’ya âşık, Filistin’e âşık. Belli ki ölüme bakıyor çünkü belki de ölüme bakınca yaşanabiliyor, hayatın hakkı ancak bu şekilde verilebiliyor. ‘’Öldüğümüz için mi hayata bakıp duruyoruz yoksa? Yaşasak ölüme bakardık.’’ (s. 23) Bir yazar, bir karakter; Nihan Kaya yani Ferda. Ne kadar hayal ne kadar gerçek. … Yazarımız Nihan Kaya psikoloji alanında yaptığı yüksek lisans tezi için Bakırköy Deliler Hastanesi’ne gidiyor. Orada eşiyle beraberindeki adamı öldüren ve şizofreni hastası olan Yasef, yazarımızla konuşurken hayat hikâyesi gün yüzüne çıkıyor. Yahudi asıllı tüccar bir Musevi ile savaşın içine doğmuş, ailesini kaybetmiş, doğduğu topraklardaki zulmü ciğerlerinde soluyan Filistinli bir kızın; yani Yasef ile Nur’un hikâyesi. Bu hikâye tez konusu olamıyor ama gerçek bir romana dönüşüyor. Ve bu yüzden kitap ‘gerçek’ ve ‘roman’ olarak iki ayrı koldan gidiyor, gittikçe gerçek ve roman birbirine giriyor. Gerçeğin ne kadar gerçek olduğunu ise sayfa 102’de; ‘’Romancılar yalan söyler. Hatta bunu Giritli Epimenides de bilir.’’ sözü anlatıyor. (Epimenides paradoksunu hatırlatayım; Giritli Epimenides diyor ki; ‘’Tüm Giritliler yalancıdır.’’ ) Sonrasında ise Voltaire’den bir iktibas: ‘’Tarih, doğruymuş gibi gösterilen gerçekleri resmeder. Hikâye ise kurmacaymış gibi gösterilen gerçekleri resmetmektedir.’’ İşte böylece alt metinleri yakaladığımızda gerçek ve kurmaca arasında gel-gitler yapıp karaya oturuyoruz. Kitapta ara ara öyle kelimeler çıkıyor ki ‘Şimdi bunun burada ne işi var?’ diyorsunuz ama sonrasında her şeyin aslında yerli
Sinema
BuğuNihan Kaya · İthaki Yayınları · 2019872 okunma
hatiice
Meryem Leya bende hissettirdiklerini döktüm yazıya, teşekkür ederim :)
Puan vermedi·168 syf.··
2018 66. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 21 Eylül 2018 09:45
Yedi güzel adamlardan biri olan Rasim Özdenören, 1940 yılında Maraş’ta doğmuş. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Gazetecilik Enstitüsü’nü bitirmiş. Devlet Planlama Teşkilatı’nda uzman olarak çalışmış bir yazar. Türk öykücülüğünün ve deneme yazarlığının en usta kalemlerinden biri olarak iz bırakmış. Karaman Türk Dili ödülünde ‘’ Türkçeyi güzel ve doğru kullanan edebiyatçı ödülünü’ kazanmış. Kitabı bitirdiğimde her zamanki soruyu sordum kendime – Ne kattı sana ? Bu soruyu düşünmeye başladıkça kendi dünyamda nasıl bir müslümanım acaba diye yığınlaşmış düşüncelerim, bozukluklarım devreye girdi. Kendimi sorguladım. Yazar, müslümanca düşünmenin neler olduğuna dair; günümüzdeki problemleri, Batı dünyası ile karşılaştırmalarla eleştirel tavır çerçevesinde işleyip düşünmemizi, kendimize gelmemizi istemiş.. Hep bir karşılaştırmayı hissettim. Bilim, felsefe, sosyallik, teknoloji vs. deki temel sıkıntının putlaştırılması, Allah'ı unutturulmaya çalışılması diye yorumladım. Her şeyin kolaylaşması nedeniyle doyumsuzluğun arttığına, nefsi okşadığına, teknoloji karşısındaki acizliğimiz nedeniyle kulluk ettiğimizin farkındalığını belirtmiş. ‘’Allah’tan başkasına kulluk edeni de Allah her şeye kul eder.’’(109) Her yapılanda Allah'ın rızasını kazanmanın, gözetmenin vurgulanması önemli bir içselleştirme oldu benim için.. Mesela '' Kendi iç şartımızı İslam'a göre düzenleyebildiğimiz takdirde dış dünya şartının aslında göründüğü kadar mudil(karmaşık) olmadığını da kavrayabiliriz '' (111) diye söyleyerek İslam'ı anlamayı, ''İslam'da marifetlerin en üstünü, ihlas ve takva ile hayatını sünnete uyarlayabilmektir. Böyle yapmaya gayret eden Müslümansa hayatında bunun dışında da bir beklentiye yer vermez olur.'' (153) İslam'ın yüceliğini vurguluyor. Niyetlerimizin öneminden bahsedişler
Müslümanca Düşünme Üzerine DenemelerRasim Özdenören · İz Yayınları · 202110,4bin okunma
hatiice
Uzun bir aradan sonra siteye girip de bu incelemenle karşılaşmış olmak beni çok çok mutlu etti Beyza :)) Ben de yakın zamanda okudum kitabı. Rasim hocanın her yazdığına katılıyorum demiyorum; aksini düşündüğüm noktaları da çok oluyor ama yine de her kitabı bende ayrı yer tutuyor :) bir bağ var; çok kuvvetli :) çünkü hocamız kıymetli :)
9/10
·148 syf.··
2017 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2017 09:39
Bir sene evvel okuduğum bu kitabın, tekrar şahit olmak istemediğim kasvetli sahnelerinden dolayı, elim çok zor vardı kitabı ikinci defa okumaya. Ama bir yola çıktım, inceleme yapmam gerekiyordu. Ve ilk kez bir romanı ikinci defa okudum. Vesile olan arkadaşa selâm olsun. Kasvetten kastım kitabın akışı, yazarın üslubu, roman yazmadaki becerisi vb. değil kesinlikle. Bilakis çok değerli bir kitap, yazarın denemelerinin romana aksetmesi ancak bu kadar başarılı olabilirdi. Benim kastım ve kaçışım; yazarın gösterdiği bu gerçeğe maruz kalmak istemiyor oluşumda. Kitapta olduğu gibi çevremizde de birtakım insanların nasıl bir hal içinde olduklarının farkında olmayışında. İlk okuyuşum Gebze-İzmit otobüsündeki gidiş-gelişlerimde  olmuştu. O otobüse binenler bilir, bir saati aşan yolculuğun çoğunda denizi, dağları, ağaçları, gökyüzünü seyredersiniz, mahalleleri kuşbakışı gibi görebilirsiniz. Kitap her içimi darladığında, benden her birşeyler koparışında daldım gittim oralara. Karakterlere hem "fıtratınızı nasıl bu kadar bozdunuz?" diyorum hem de bunu sollayan nice gerçek karakterler  gözlerimin önüne geliyor, kendime dönüyorum, paylar biçiyorum,  yoruluyorum, kitabı kapatıyorum, tekrar dönüyorum. Birkaç gün boyunca elimde acı çekti kitap. Bitti sonunda, bir daha okumayacağımı bildiğimden rahat bir nefes alabilmiştim. İşte, büyük nefes almışım demek ki. Ama bu iki okuyuş arasında yazarın köşe yazılarının derlenmiş hali olan "İki Dünya" adlı eserini okumuştum -incelemesini de yaptım- ve biraz daha serinkanlı yaklaşabildim bu kez. Eğer okumaya niyetliyseniz, Özdenören'in bir iki düşünce-fikir kitabını okuyup devamında bu romanını okumakla, sanıyorum ki yazarı daha iyi anlayacaksınız. Kitabımızda gül yetiştiren bir amcamız var; uğrunda hayatını kaybetmeyi göze alarak girdiği
Gül Yetiştiren AdamRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 202121,6bin okunma
hatiice
Kısa bir süre evvel Rasim hoca ile röportaj yapmak nasip oldu, -gerçi yarım kaldı, inşallah tamamlayacağız- sonrasında özel olarak, bir roman daha yazmayı düşünür mü diye sordum :) Biraz duraksadı ve güleç bir yüzle "Biz öykücüyüz, başka roman yazmayı düşünmüyorum." dedi :) Vesilenizle buradan duyurmuş olalım Phospholytte hanım :)) Hem belki, böylesi daha güzeldir :)
Reklam