9/10
·432 syf.··
2026 8. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 00:00
ilk başta bu kadar uzun ne olabilir diyorsun ama bitince keşke daha uzun olaydı diyesim geldi… karakterler çooook şirindi huysuz X gün ışığı ve fake dating olayını seviyorum ne diyim yani ve her ikisi de birbiri için çabalaması hareketleri düşünceleri çok güzeldi… ve omegaverseti????? daha ne istiyim ayol???? umarım onların istediği ve inanadığı gibi her evrende mutlu olurlar ve bende Fu rangyi gibi bir koca bulurum :))))
8/10
İnsanın hayatını kendi seçimleri mi belirler yoksa rastlantılar mı? Yusuf Atılgan, Aylak Adam isimli romanında bu sorunun cevabını C.’nin yaşamı üzerinden bizlere anlatır ve kalemiyle karakterine ince ince işlediği ruhta, insanın özgür iradesinin çoğu zaman tesadüflerle kesiştiği yanıtını saklar. Eğer yaşamın belirli bir anlamı yoksa insan, anlamı tesadüflerde aramaya başlar. C., toplumun dayattığı yaşam biçimlerinden çok uzakta kendi çizdiği doğrularının etrafında yaşar. İş hayatı, evlilik anlayışı ve rutinleri sabit bir düzenin dışındadır. Bu yüzden hayatı süregelen planların etrafında ilerlemez, nereden geldiği bilinmeyen rastlantıların peşinden sürüklenir. Karşılaşmalar da kaçırılan anlar da hayatı şekillendirir. Bu noktada Atılgan, kaderci bir bakış açsından çok yaşamın belirsizliğini sunar bize. Olay örgüsü, C.’nin henüz rastlamadığı ama hayatında uzun zamandır var olan boşluğu dolduracağına inandığı, kendisini anlayacak ve hayatına anlam katacak, ruhunu derinden sarmalayacak “o kişiyi” aramasını merkezine alır. C., bu arayışta mantıklı seçimlerden veya toplumsal beklentilerden çok rastlantılara güvenir. Hayatın akışında süre gelen küçük tesadüflere büyük anlamlar, özel hisler yükler. Fakat bu hisler daima optimizmin merkezinde umutla şekil almaz. Onun için esen rüzgârın yönünde yürümek kendisine has bir düzende, kaos ve romantizmin asla kavuşmayan ama çok uzaktan baktığımızda sanki iç içeymiş gibi gözüken çizgisinde ilerlemek gibidir. Hikâyenin en dikkat çekici noktaları da o iki çizgiden doğar. B.’ye çok yaklaşmasına karşın onu hiçbir zaman fark edemez. Zaman, iki çizginin arasını öyle kusursuzca dokur ki ikili beklenmedik biçimlerde karşılaşıp farkına bile varamadıkları anlarda birbirlerinin kader ağlarından usulca sıyrılırlar. Atılgan, kelimelerin
Roman
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,1bin okunma
Reklam
7/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 07:14
𝗦𝗮𝗱𝗲𝗰𝗲 𝘀𝗲𝗻 𝘃𝗲 𝗯𝗲𝗻, 𝗮𝘆𝗻ı 𝘁𝗮𝗿𝗮𝗳𝘁𝗮... 𝗕ü𝘁ü𝗻 𝗞ö𝘁ü𝗹𝗲𝗿𝗶𝗻 Ş𝗲𝗵𝗿𝗶 𝗸𝗮𝗿şı𝗺ı𝘇𝗱𝗮 𝗼𝗹𝘀𝗮 𝗯𝗶𝗹𝗲. ━━━━━━━ Spoiler içerir!! Kitap, başkarakter Yekta’nın bir ceset başında, elleri kan içinde ve hiçbir şey hatırlamadan uyanmasıyla başlıyor. Suçunu tam olarak bilememesi nedeniyle “Kötülerin Şehri” olarak bilinen ada hapishanesine, gri mahkum formasıyla gönderiliyor. Hikâye buradan itibaren hız kazanıyor. Kötülerin Şehri nedir? 2021 yılında Türkiye’de kurulan Ada hapishaneleri sisteminin bir parçası olan bu yer, 18–30 yaş arası mahkumların gönderildiği izole adalardan oluşuyor. Ama buraya “hapishane” demek biraz hafif kalıyor; resmen suçlular için kurulmuş ayrı bir toplum gibi. Şehir dışındaki suç oranını düşürmek amacıyla tasarlanmış bu sistem, ironik bir şekilde mahkumların bile oradan çıkmak istemediği bir düzene dönüşmüş. Ada, suç türlerine göre beş bölgeye ayrılmış: #Kırmızı Bölge (Dolandırıcılar ve hırsızlar) – Öncü: Amber #Mavi Bölge (Şiddet suçluları) – Öncü: Mirza #Siyah Bölge (Katiller) – Öncü: Kunter #Yeşil Bölge (Kaçakçılar) – Öncü: Giray #Sarı Bölge (Cinsel istismarcılar) – Hiçbir sarı uzun yaşamıyor; adaya düştüğünde meydanda idam ediliyorlar. #Gri ise suçu kanıtlanmamış veya muallak olanlar için. Gri’ler istediği bölgeye geçiş yapabiliyor Yekta, hafızasını kaybetmiş bir gri olarak adaya düştüğü için herkesin ilgisini çekiyor. Özellikle Kunter’in onu elde etmek için her şeyi yapması, hikâyeye ciddi bir gerilim katıyor. Diğer karakterler hakkında şunu söyleyebilirim , En sevdiğim karakter kesinlikle Kunter oldu. En ısınamadığım ve yapmacık gelen Asıl ve gıcık kaptığım Öncüsü Amber. Giray,Mirza, Sinan, Devin ve arkadaşlarını da sevdim diyebilirim. Sarah'ın ölümüne üzüldüm. Kitabın sonunda Yekta’nın hafızası geri gelir ve aslında suçsuz olduğu ortaya çıkar. Ancak bu süreç sadece
1000Kitap
Veyl - Kötülerin ŞehriFatma Şamata · Artemis Yayınları · 2025500 okunma
Sanılanın Aksine Mehmet Akif Ersoy
Puan vermedi·296 syf.·
2025 377. kitabı
Merhabalardan bir demet. =) O sıkça rastladığım kafalardaki Mehmet Akif Ersoy ile okuduğum Mehmet Akif Ersoy'un arasında dağlar var... Sözü uzatmadan virgülü virgüle ataçlamadan konuya dikey dalış yapacağım. Hoş geldiniz. =) İlk olarak 2. Abdülhamit'e yazdığı şiiri sunmak isterim: YILDIZ'DAKİ BAYKUŞ "Çoktan beridir vardı benim bir derdim: Gideyim, zalimi ikaz edeyim, isterdim. O, bizim câmi uzaktır, gelemez, mani' ne? Giderim ben, diyerek, vardım onun cami'ine. Kafes ardında hanımlar gibi saklıydı Hamid, Koca Şevketli! Hakikat bunu etmezdim ümid." Belki kırk elli bin askerle sanılmış Yıldız; O silahşörler, o al fesli herifler sayısız. Neye mâl olmada seyret, herifin bir namazı: Sâde altmış bin adam kaldı namazsız en azı! Gördüğüm maskaralık gitti de artık zoruma, Dedim ki: "Bunca zamandır nedir bu gizlenmek? Biraz da meydana çıksan da hasbihål etsek. Adam mı, cin mi nesin? Yok ne bir gören; ne eden; Ya çünkü saklanıyorsun bucak bucak bizden. Değil mi saklanıyorsu, demek ki: Korkudasın; Ya çünkü korkan adamlar, gerek ki saklansın. Değil mi korkudasın var kabâhatin mutlak!" NOT: Birçok tarihçi şunda hemfikirdir Mehmet Akif Ersoy, hayatının sonuna kadar pişman olduğunu dile getiren bir beyanı olmamış, hatta 1926'da Safahat adlı bir kitabının yeni baskısında bu şiire yer vermiştir. Bir diğeri... İstibdâd şiirinden: Hamiyyet gamz eden bir pâk alın her kimde gördünse, "Bu bir câni!" dedin sürdün, ya mahkum eylendin hapse. Müvekkel eyleyip câsûsu her vicdana, her hisse,
VaizSinan Meydan · İnkılap Yayınevi · 2015209 okunma
Vaveyla Serisi
7/10
·624 syf.··
2026 58. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 21:05
𝗛𝗲𝗿 ş𝗲𝘆 𝗯𝗶𝗿 ö𝗹ü𝗺𝗹𝗲 𝗯𝗮ş𝗹𝗮𝗺ış𝘁ı, ö𝗹ü𝗺ü 𝗻𝗲𝗳𝗿𝗲𝘁 𝘁𝗮𝗸𝗶𝗽 𝗲𝘁𝗺𝗶ş, 𝗻𝗲𝗳𝗿𝗲𝘁 𝗯ü𝘆ü𝘆𝗲𝗿𝗲𝗸 𝗶𝗻𝘁𝗶𝗸𝗮𝗺ı 𝘃𝗮𝗿 𝗲𝘁𝗺𝗶ş𝘁𝗶 𝘃𝗲 𝘀𝗼𝗻𝘂𝗻𝗱𝗮 𝗮ş𝗸, 𝗵𝗲𝗿 ş𝗲𝘆𝗶 𝗮𝗹𝗮ş𝗮ğı 𝗲𝘁𝗺𝗶ş𝘁𝗶. ━━━━━━━ Dördüncü ve final kitabını bitirdim. Sıcağı sıcağına inceleme yazmaya karar verdim. Aslında bu yazı biraz da tüm serinin genel bir değerlendirmesi gibi olacak. Öncelikle daha önce de söylediğim gibi, oldukça karamsar, karanlık ve melankolik bir hikâyeydi. Kitap bir ölümle başlıyor; karakterler intikam adı altında bir araya geliyor ve süreç boyunca yapmadıkları şey kalmıyor. Bu seriyi bitirmekte neden bu kadar ısrarcı olduğumu ben de tam olarak bilmiyorum. Sanırım bu yıl en çok okuduğum yazarlardan biri Binnur Nîgiz olacak. Başlangıçta sadece "İçinde Bir Sen" kitabını bitirmeyi düşünüyordum fakat o seri tamamlanmadığı için bu seriyle devam etme kararı aldım. Daha önce okuduğum ve yarım bıraktığım bir seriydi. Zaman geçtikçe insan da değişiyor. Eskiden bana pek hitap etmeyen bu yazım dilini, betimlemeleri ve karakterlerin zihin dünyalarına bu denli sızmayı sevdiğimi fark ettim. Tabii bu her bölüm için geçerli değil; bazı yerlerde gerçekten katlanmakta zorlandığım, fazlasıyla uzun ve yorucu betimlemeler vardı. Şimdi gelelim kitaptaki bazı olaylar hakkındaki düşüncelerime. Katil ve yardımcısı konusunda Ogün ve İrem'den şüphelenmiştim fakat tahminlerimden sadece biri doğru çıktı. Ceyda'nın işin içinde olmasını ise hiç beklemiyordum. Lavin'in Ceyda'yı öldürmesini anlamadım ve sanırım hiçbir zaman anlayamayacağım. Çünkü kitap boyunca en sevmediğim şeylerden biri, karakterlerin yaptıkları her şeyi "Bizim acımız var, Kardelen böyle olmasını isterdi." düşüncesiyle meşrulaştırmaları ve birbirlerini bununla avutmalarıydı. Buna rağmen karakterlerin gösterdiği değişimi sevdim. Yazarın bu gelişimi okuyucuya yansıtma konusunda başarılı
1000Kitap
Vaveyla 4 - Şira EşiğiBinnur Şafak Nigiz · Dokuz Yayınları · 2025128 okunma
Çok güzeldi
9/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
1- Arzuladığımız Kan (385) 2- Arzuladığımız Kan (307) Darkromance Yetişkin Kurgu Bağımsız Seri Çift Taraflı Bakış Açısı Puanım 9 Mutlu S. 1- Çaldığımız Yalanlar 2- Yaktığımız Gerçekler 3- Arzuladığımız Kan 4- Arzuladığımız Kan 5- Ettiğimiz Yemin ✓Alistair Caldwell, kasabanın yarısı ailesine ait(ailenin dışlanan çocuğu) ✓Rooc Van Doren, savcının oğlu ✓Thatcher Pierson, seri k*tilin oğlu ✓Silas Hawthorne teknoloji imparatorluğunun varisi(şizofreni teşhisi konulmuş) Lyra & Thatcher Annesi k*atil Henry tarafından katledilirken bir dolabın içinen c*nayeti dolabın içinden izleyen Lyra yıllarca katilin oğlu olan Thatcher'i saplantı haline getirip takip eder. Fakat Thatcher kızın kendisini takip ettiğini biliyordur. Thatcher, Lyra'ya peşini bırakmasını söyler fakat kızın tek şartı Thatcher'in kendisine nasıl c*nayet işleneceğini öğretmesi olur. O gece annesi ile birlikte Lyra'nın masum tarafı da kaybolmuştur... Arzuladığımız Kan 1. Kısım Lyra ve Thatcher arasındaki uyum ikisinin de karanlık yanlarının olması çok güzeldi.
Arzuladığımız Kan Kısım 2Monty Jay · Martı Yayınları · 202640 okunma
Reklam
Reklam